Budama
ve önemi
Fidanlarda gençlik devresinde normal olarak toprak
altı organlarının çabaları, toprak üstü organlarındakine göre
fazladır. Genç ağaçlarda kuvvetli sürgünler oluşmaktadır. Ağaçlarda bol ve kuvvetli sürgünleri oluşturduğu devreye
“Gençlik kısırlığı” denir. Bu sürenin mümkün olduğu kadar kısa
olması istenir. Bu önlemler arasında karbon asimilasyonunu artırmak üzere
yapılan budama işlemleri, diğerleri gibi etkili olmaktadır.
Budama
tekniği Ağaç yetiştiriciliğinde, Ağaçların fizyolojik faaliyetleri
üzerine teknik uygulamalarla etkili olunabilir. Ağaçları budama işlemleriyle
kısa zamanda ürün vermeye başlatabileceğimiz gibi, meyve başlama zamanını da
geciktirebiliriz. Örneğinin, meyve fidanlarının daların kesilmeden
bırakılmaları, eğilmeleri, bükülmeleriyle bunlar üzerinde çiçek tomurcuğu
oluşumunu hızlandırır, meyve ağacını kısa sürede meyve vermeye
yönlendirebiliriz.
Lider terbiye teknikleri
Spur ve yarı bodur ağaçlarda 75 cm, standart ağaçlarda 90 cm den tepe kesimi
yapılır. Tepesi vurulurken ki son göz aşı noktasının ters tarafında
olmalıdır. Böylece yetişen ağaç bir denge halinde olabilsin. Eğer dallı
fidan dikilecekse bir veya iki yaşlı o zaman 4-5 geniş açılı yan dal
bırakılır. Bu dalların en düşük olanı 45 cm toprak yüzeyinden yukarı olmalı
ve bu dallar arası düşey olarak 5-10 cm aralık olmalıdır.
Dikim
budaması
Uzun dallar uzunluğunun 1/3 ile 1/4 arası çıkarılarak yaklaşık
61 cm’ye kısaltılmalıdır. Dallardaki budama, nakliye ile oluşacak şokun
önlenmesine yardım edecek ve daha küçük kök sistemiyle daha
yakın denge oluşturacaktır. Çok dallı ağaçlarda dalların
budanması da ölü göz oranını azaltacak ve dallanmayı
arttıracaktır. Budama dalları da sertleştirdiğinden Ikinci
yılda ürün verdiğinde ara dalları yukarı bağlama
ihtiyacını azaltır.
Budamanın
etkileri
Beşinci yıllarda ,yazın ana dalların yerini belirleme
ve durgun budama evvelki yıllardaki gibi aynı olacaktır. Ağaç
son yüksekliğe ulaştığı ve üst dallar üzerinde meyvelendiği
zaman merkezi lider iki üç yaşlı dal içine doğru geriye
kesilmeli, yeni lider sürgün olarak zayıf bir yan dal
bırakılmalıdır. Erken ilkbaharda liderle rekabet eden
güçlü dallar uzaklaştırılır. Erken ilkbaharda ağacın ucuna
yakın dalların açılmasına (yayılmasına) devam edilir.
Gübreleme
Hayatlarını sürdürmeleri bulundukları ortamda yeteri kadar besin elementi
olmasına bağlıdır. Toprak tabi olarak çok sayıda mineral maddeyi yapısında
bulundurur. Ancak bunların miktarları her zaman yeterli seviyede değildir.
Özellikle üzerinde bitki yetiştirilen topraklar zamanla besin elementleri
yönünden fakirleşir.
Gübre
tespit yöntemleri
Toprak örneği alımında önce arazinin farklılıkları
belirlenmelidir. Eğim, toprak rengi, toprak tipi, yükseklik,
taban suyunun durumu gibi arazideki farklılıklar dikkate
alınarak, her farklı bölgeden ayrı örnek alınmalıdır. Eğer
arazi homojen ise 20 da araziden 1 örnek alınması yeterli
olabilir.
Bitki analizi
Yaprak ve diğer bitki organlarının analizleri de son yıllarda
yaygınlaşan bir verimlilik belirleme yöntemidir. Ancak tek başına yaprak
analizleri ile gübre önerilerinde bulunulamaz. Yaprak örneği alınırken bitki
türü, yaşı, meyveli olup
olmaması, ağacın meyve tutumu, yaprağın durumu vs. gibi faktörler dikkate
alınmalıdır.
Bitki
faktörleri
Ağacın
yaşı ile verim ve büyüklük doğru orantılıdır. Dolayısıyla ağaç yaşı
arttıkça verilecek gübre miktarı da artırılmalıdır. Ancak bu artış ağaç
pik verime ulaştıktan sonra durdurulmalıdır. Ağaç
büyüklüğü ile önerilecek gübre miktarı arasında sıkı bir ilişki vardır.
Ağaç büyüklüğünde ölçü ise gövde kalınlığıdır.
Azot
etkisi
Tabiatta
azotun kaynağı organik maddeler ve havanın serbest azotudur. Havanın
serbest azotu ve organik maddelerin bünyesindeki azot bazı kimyasal
olaylar (amonifikasyon, nitrifikasyon vs.) sonucunda Bitkilerin
faydalanabileceği amonyum ve nitrat formuna dönüşür. Azot
Bitkilerin temel yapı taşlarındandır.
Fosfor
etkisi
Bitki
ve topraktaki fosforun tamamına yakını beş değerlikli oksidasyon
derecesinde bulunur. Toprakların fosfor düzeyi değişkendir. Ancak bunun çok az
bir kısmı bitkiler tarafından alınabilir formdadır. Özellikle topraktaki kil
tipi ve miktarına bağlı olarak fosforun önemli bir kısmı toprak tarafından
tutulur.
Potasyum
etkisi
Belirtiler önce yaşlı yapraklarda görülür. Zira
eksiklik halinde yaşlı yapraklardaki potasyum genç yapraklara taşınır.
Belirtiler yaprak kenarlarında ve uçlarında başlar. Yaprak kenarları önce
sararır, daha sonra koyu kahverengine döner. Şiddetli noksanlık halinde
siyahlaşabilir.
Kalsiyum
ve Magnezyum Bitkilerce alım hızı çok düşüktür ve
topraktan Ca++ iyonu şeklinde alınırlar. Taşınması ise büyük
ölçüde transprasyona bağlıdır. Yani xylem dokusunda Ca taşınması kitlesel
akış ile olmaz. Bu kalsiyumun bitkide son derece hareketsiz olduğu
sonucunu ortaya koyar. Floem dokularında Ca içeriği çok düşüktür.
Kükürt,
Demir ve Çinko Bitkide proteinlerin bileşiminde bulunur. Klorofil
oluşumu için gereklidir. Bazı vitaminlerin bünyesinde bulunur. Bitkilerde soğuğa
dayanımı artırır Kükürt eksikliği Bitkilerde kükürt eksikliğinde azot
eksikliğine çok benzeyen belirtiler görülür. Yani homojen bir sararma vardır.
Mangan,
Bakır ve Bor
Ağaçlarda Mn eksikliği belirtileri rahatlıkla demir
noksanlığı ile karışabilir. Yaprak analizleri doğru teşhis için önemli bir
araçtır. 25-30 ppm’ den az Mn bulunursa mangan eksikliği muhtemeldir. 20
ppm’ den az olursa mangan noksanlığı vardır. Sert çekirdeklilere göre daha fazla mangana ihtiyaç gösterirler.
Fertigation Yöntemi
Son yıllarda sulama yöntemlerinde
uygulanan yeni teknolojiler
gübrelerin uygulanmasında da bazı yenilikleri beraberinde
getirmiştir. Damla sulama sistemi modern meyve bahçelerinin
vazgeçilmez ekipmanı haline gelmiştir. Bu durum gübre uygulamalarının da
sulama suyu ile verilmesini sağlamıştır.