|
|
 |
 |
|
02.04.2004
Cuma izlenimleri |
Sempozyumun Ikinci günü de ilk sabah olduğu gibi yine kahvaltı ile
başlanmıştır. Sabah kahvaltısı sıcak sohbetlerle dolu bir ortamda,
paylaşımlarımıza yenilerini eklemeye devam ettiğimiz güzellikte
başlamıştır. En önemlisi de bu ortam, sempozyumun bitişine kadar,
hatta Adana’dan ayrılışımıza kadar hiç yitirilmemiştir.
Ikinci günde sempozyumun ilk oturumunda sunulan bildirilerin
ardından hareketli tartışmalar yaşanmıştır. Gelişmiş ülkelerin az
gelişmiş ülkeler ve onların doğal kaynakları üzerindeki sömürücü
politikalarının var olup olmadığı ve dış borçlar sebebi ile
zorunlu olarak bu ülkelerin isteklerine boyun mu eğmek gerektiği
tartışılmıştır. Salondaki katılımcılar bu konuda fikir ayrılığına
düşmüştür. Bu konuda bir grup gelişmiş ülkelerin kendi ülkelerinde
yapmadıkları olumsuz faaliyetleri başka ülkelerde(az gelişmiş
ülkelerde, dışa bağımlı/borçlu ülkelerde) yaptıkları fikrini
benimserken; Ikinci bir grup ise iğneyi başkasına batırıyoruz hep
ama çuvaldızı da kendimize batıralım söyleminde bulunup, bir ülke
kendi topraklarını yabancı yatırımcıların doğaya zarar vereceği
faaliyetlere açmadığı sürece, gelişmiş ülkelerin böyle bir
talepleri olamayacağı fikrini savunmuştur. Bu tartışmalar bir
sonuca bağlanma noktasında çözümsüz kalırken, aslında böyle bir
gereklilik de doğmamıştır.
Öğlen yemeğinin ardından günün Ikinci, sempozyumun ise son
oturumuna geçilmiştir. Bu oturumda sunumlar yapıldıktan sonra
tartışma kısmında yeni bir soruya cevap arama ihtiyacı
duyulmuştur. Kirletilmiş çevrenin yeniden eski haline
getirilmesinde Bitkilerin rolü konusunda verilen bilgilerin
ardından, bu bilgilerin Peyzaj mimarlığı mesleğinin çevre
mühendisliği mesleğine bir entegrasyonu mu olduğu tartışılmıştır.
Burada biz Peyzaj mimarları elimizden gelen her şeyi yapmalıyız,
yapacağız da diye bir fikir gelişirken; bunun karşısında da başka
meslek disiplinlerinin çalışma alanlarına saldırmamamız gerektiği
görüşü ortaya konmuştur. Dolayısı ile anlatılan bu konuya bağlı
olarak ya mesleki tanımımızın yeniden yapılması, mesleki
sınırlarımızın baştan çizilmesi yada verilen bilgileri çevre
mühendisliğine Peyzaj mimarlığının entegrasyonu olarak
yorumlanılması gerektiği fikri çukurova Üniversitesinden bir
katılımcı tarafından özellikle dile getirilmiştir.
Sempozyumun Ikinci gününde oturumlarda bildirilerin sunulmasının
ardından yapılan yarım saatlik tartışmalarda, daha fazla hareket
yaşanmış, daha fazla karşıt görüşler, farklı fikirler ortaya
çıkmıştır. Bunun en önemli nedeni ekolojik yaklaşımlar başlıklı
her iki oturumda da katılımcılar tarafından seçilen konuların
nitelikleridir. Konulara bakış açılarının çok farklı olabileceği
düşüncesi en baştan fark edilmiş olacak ki, sempozyum programı
hazırlanırken, bu bildiriler aynı oturumlara konulmuştur.
Sempozyum programının başarı ile hazırlanmış olduğu, her oturumdan
sonra kolayca görülebilmiştir. Bu konuda çukurovaPEMÖT ü tebrik
etmek gerekir.
Oturumların ardından dia gösterisi ve daha sonra kapanış
konuşmaları yapılmıştır. Kapanış konuşmaları PEMÖT yönetim kurulu
başkanı Ersin TURAN ve Ç.Ü. Peyzaj Mimarlığı bölüm başkanı
Muzaffer YÜCEL tarafından yapılmıştır. Sempozyumun diğer bir
sürprizi ise kapanış konuşmalarının ardından “KARELER İLE 2004”
başlıklı gösteri sırasında yaşanmıştır. Sempozyum süresince
çekilmiş olan fotoğraflar hemen bilgisayara aktarılıp, slayt
gösterisi yapılmıştır. Resimler büyük bir keyif ile izlenmiş. Yer
yer kahkahalarla gülünmüştür.
Akşam yemeği ve daha sonra akşam eğlencesine gidilmiştir. Şehir
dışından gelen öğrenciler Adana’dan ayrılma saatleri geldiğinde,
eğlenceyi istemeyerek de olsa yarıda bırakıp, vizelerin başlayacak
olması sebebi ile zorunluluktan otobüslerine binip eve dönüş
yolunu tutmaya başlamışlardır. Ama Çukurova Üniversitesinde
eğlence sadece o akşam değil cumartesi günü de devam etmiştir.
|
Yazan : Deniz Göçer/
istanbulPEMÖT
|
|
|
|
 | |
|