İstanbul gibi deprem riski taşıyan kentlerde yeşil alanların önemi artar. 17
Ağustos'tan sonra evlere girmekten çekinen halk, yeşil alanlara sığındı. Her
mahallede bir deprem parkı olmalı
Türkiye'deki geleneksel planlama
anlayışında hızlı ve düzensiz kentleşme, çarpık yapılaşma, altyapı eksikliği,
devamlı göç ve benzeri kavramlardan dolayı; yeşil alanlar kentleşme süreçlerinin
planlama beklenti ve hedeflerinden bağımsız gelişmektedir. Türkiye'nin içinde
bulunduğu sosyal ve kültürel gerçekler ve bunların doğurduğu kaçak yapılaşma,
her şeyden çok eklektik oluşumların belirlediği bir kent dokusu yaratmaktadır.
Birçok yerleşim için geçerli olan bu tipleşmiş kent dokusu, yeşil alanların
yetersiz kalmasına, tasarım standartları açısından çağdaş kentsel yaşamın
beklentilerini karşılamayan yeşil alanların oluşumuna neden olmaktadır.
Felaketin gösterdiği
Deprem, 17 Ağustos 1999 ve sonrasında
ülkemizin, özelliklede İstanbul'un gündemine girdi. İstanbul'daki yeşil alan
dağılımının gelişigüzel olduğu, etki alanları yönünden de bir dengesizliğin
bulunduğu ortaya çıktı. Çünkü deprem sonrasında sokaklara dökülen ve günlerce
evlerine girmeye cesaret edemeyen İstanbul halkı gidebileceği yeşil alanları
bulmakta ciddi sorun yaşamıştır. Türkiye'de kentsel Peyzaj planlamasında ve
kent planlamasında yeşil alan sisteminin standartlara uygun olarak planlanması
ve imar planlarında düzenli yapıya kavuşturulmasının sağlanması önemli bir sorun
olarak karşımıza çıkmaktadır. Kentsel alanlara ait veri eksiklikleri sağlıklı
bir planlamayı engellemektedir. Yeterli veri sağlandığında coğrafi bilgi
sistemleri ile hızlı ve sağlıklı bir analiz yapılması mümkün olabilmektedir. Bu
araştırmada İstanbul gibi metropoliten ölçekli bir kentte bu analiz
gerçekleştirilebilmiştir. Kent düzeyinde yeşil alan envanterine bakıldığı
zaman; 1975'te 2,3 m2/kişi (kişi başına düşen metrekare) olan yeşil alan
miktarının 1980'de 2,2 m2/kişi, 1985'te 1,1 m2/kişi, 1990'de 1,2 m2/kişi,
1995'te 1,5 m2/kişi, 2000'de ise 1,9 m2/kişi olduğu görülür. 2000 itibarıyla
İstanbul kenti yeşil alan durumunu yeşil alan tipleri açısından inceleyecek
olursak; 9 milyon 246 bin 565 olan İstanbul nüfusuna aktif yeşil alan olarak
1721 ha, pasif yeşil alan olarak ise 2911 ha, toplam 4632 ha yeşil alan
düşmektedir. Buradan da kişi başına 1,9 m2 aktif yeşil alan, 3,1 m2 pasif yeşil
alan toplam 5 m2 yeşil alan düşmektedir. Bu değerlerden anlaşıldığı gibi
İstanbul'da mevcut aktif ve pasif yeşil alanların kişi başına düşen miktarları,
belirtilen yeşil alan standartlarına uymamakta, hatta bu orana erişememektedir.
İhtiyaçlar, gerçekler
Bakanlığın önerdiği 10 m2 aktif yeşil alan
miktarının yeşil alan tiplerine dağılımları sonucu; kişi başına 1,5 m2 çocuk
oyun alanı standardından hareketle İstanbul'da 13 milyon 869 bin 845 m2 çocuk
oyun alanı olması gerekmektedir. Buna göre İstanbul'da 1,48 m2/kişi standart
eksiği ve 13 milyon 684 bin 915 m2'lik çocuk oyun alanı açığı ortaya çıkar.
İstanbul'da 3 m2/kişilik standartdan 27 milyon 739 bin 695 m2 spor alanı
olması gerekirken 180 bin 55 m2 olan 50 adet açık spor alanı ve 364 bin 950 m2
olan 10 adet semt stadı bulunmaktadır. Buna göre 2,95 m2/ kişi standart
eksiği ve 27 milyon 277 bin 365 m2 spor alanı açığı ortaya çıkmaktadır.
İstanbul'da mahalle parkları toplamı 1282 adet olup 9 milyon 965 m2 alana
sahiptirler. 2 m2/kişi standardından hareketle 18 milyon 493 bin 130 m2
mahalle parkı alanı olması gerekmektedir. Buna göre İstanbul'da 9 milyon 246 bin
565 m2'lik mahalle parkı alanı açığı vardır. İstanbul'da altı adet şehir parkı
4 milyon 891 bin m2 alanı kaplamaktadır. İmar ve İskân Bakanlığı
standartlarına göre kişi başına 3,5 m2 hesabıyla 32 milyon 362 bin 975 m2'lik
şehir parkı alanı gerekmektedir. İstanbul kentinde rekreasyon amaçlı aktif
olarak kullanılan yeşil alan grubundaki koru, orman, çayır, fidanlık ve mesire
alanları toplam 2 milyon 506 bin 500 m2 alanı kaplamaktadır. Buna göre İstanbul
kentinde 2,7 m2/kişi standart ve 24 milyon 965 bin 475 m2 şehir parkı ve aktif
kullanılan koru, orman ve çayır alanı açığı ortaya çıkmaktadır. İmar ve
İskân bakanlığı normlarına göre İstanbul kentinde 75 milyon 174 bin 320 m2 yeşil
alan açığı ortaya çıkmıştır. Bu alan açığı da mevcut yeşil alanın 4 katı
kadardır.
ABD ve Avrupa kentleri
Bakanlığın yeşil alan
normlarını Amerika ve Avrupa kentleri normlarıyla karşılaştırdığımız zaman,
Türkiye'de 10 m2/kişi olan yeşil alan normunun ABD'de 77-84, Amsterdam'da 45,5,
Stckholm'de 87,5, Roma'da 45,3, İngiltere'de 78, Fransa'da 35,7 m2/ kişi olduğu
görülür. Bu değerlere bakıldığı zaman İmar Bakanlığı normunun yabancı
normlardan daha dar kapsamda ele alındığı görülmektedir. Amerika ve Avrupa
yeşil alan normları oluşturulurken; bütün kent yapısı, bir düşünce bütünlüğü ile
ele alınmıştır. Kentsel doku içerisinde; çocuk oyun alanı, spor alanı ve park
işlevini gören yeşil alanlar; kentsel dokunun dışında yer alan 'yeşil kuşak
zonları' ele alınmıştır. Nüfus büyüklüğüne göre değişen yeşil alan norm sistemi
uygulanmıştır. Türkiye'de ise nüfus büyüklüğüne göre değişen yeşil alan norm
sistemi uygulanmamaktadır.
Deprem öncesi ve sonrası
Kentsel
Peyzaj planlamasının ve kent planlamasının bir parçası olan yeşil alanların
deprem öncesi ve sonrası kullanım ve dönüşümü ile kentsel anlamda baskın ve
belirleyici bir işlev üstlenebilmesi için, yeşil alanların planlama ölçeğinden
başlayan bir tasarım girdisi olarak ele alınması gerekmektedir. Deprem
öncesi ekolojik, fiziksel ve ekonomik işlevleri ile insan sağlığı ve yaşama
mekânı arasında kurulacak organik bağda önemli role sahip olan yeşil alanlar
deprem sonrası ortamlarda ise fiziksel yapılaşmanın yerini ve rolünü
üstlenmekte, olağan kulanımlarından farklı işlevler barındırmaktadır. Yapılan
araştırmada İstanbul kentinde mevcut yeşil alanların alansal ve sayısal açıdan
yetersiz olduğu ortaya çıkmıştır. Ancak İstanbul yeşil alan durumuna sadece
nüfus alan ilişkisi olarak bakmamak gerek. Bu alanların kent yerleşim dokusu
içerisindeki konumlarına ve dağılımlarına bakmak gereklidir. İstanbul kentinde
kişi başına düşen en fazla aktif yeşil alanın 10,5 m2/kişi ile Eminönü, 9,1
m2/kişi ile Bakırköy, 6,7 m2/kişi ile Kâğıthane, 6,5 m2/kişi ile Beykoz, 5,5
m2/kişi ile Beşiktaş ilçesinde; en azı ise 0,1 m2/kişi ile Esenler ilçesinde yer
almaktadır.
Halka açılmayan yerler
Toplam yeşil alanlar
açısından bakıldığında, kişi başına en büyük yeşil alan miktarının Sarıyer,
Bakırköy ve Beykoz ilçelerinde olduğu görülmektedir. Bu, söz konusu bölgelerdeki
halka açılmamış koru, çayırlık, orman ve mezarlık alanlarının fazlalığından
kaynaklanır. Örneğin Belgrad Ormanları: Orman Genel Müdürlüğü'ne bağlı
Belgrad Ormanı'nın toplam alanı 5 bin 442 hektardır. Bunun sadece 475 hektarı
halka açık. Ne var ki deprem sırasında en çok zarar gören ve en az yeşil alana
sahip olan Avcılar, Esenler, Güngören, Bağcılar ilçesi halkının kentin 20
kilometre dışındaki Belgrad ormanlarına gitmesi mümkün değildir. İstanbul
kentinde yeşil alanların dağılımı etki alanları itibarıyla homojen bir dağılım
göstermemektedir. Doğal bir sonuç olarak da yeşil alanlar deprem sırası ve
sonrasında alternatif kullanımlara olanak verememektedir. İstanbul kentinde
yeşil alanların dağılımının etki alanları itibarıyla homojen bir dağılım
göstermemesi nedeniyle; deprem sırası ve sonrasındaki organizasyonların da
planlı bir süreklilik göstermemesi sonucu ortaya çıkmıştır. Deprem sırasında en
çok zarar gören ve en az yeşil alana sahip olan Avcılar, Esenler, Güngören ve
Bağcılar'da yoğun yapılaşma sonucu yeşil alanların yetersiz kaldığı, güvenli
araç ve yaya trafiğine olanak vermeyen ve hiyerarjik büyüklük ilişkileri
barındırmayan bir doku oluşturduğu görülmüştür.
Düşük fiziksel
kalite
Mevcut olan yeşil alanların fiziksel kalitesinin düşük olması,
alansal büyüklüklerinin az olması, döşeme malzemelerinin kalitesizliği, yetersiz
altyapı servisleri, kent mobilyalarındaki tercihler, bitki türlerinin doğru ve
sağlıklı seçilmemesi, yeşil alanların deprem sonrası üstleneceği hizmet
olanağını kısıtlamaktadır. Yeşil alanların gerek donatım ve gerekse nitelik
yönünden önemi alansal önemi kadar büyük. Bu nedenle alansal yeşil alan
yetersizliğinin, kalitatif açıdan iyileştirilerek kullanım yoğunluğunun
artırılması gerekir. Bunun için mevcut aktif yeşil alanlarla, pasif yeşil
alanların revizyon çalışmaları yapılarak, kalitatif bakımdan iyileştirilmesinin
sonucunda bu alanların kullanım yoğunlukları artırılmalıdır. Belediyeler halkın
kullanımına açtıkları, donanım ve nitelik açısından eksik, noksan ve yetersiz
alanlardaki düşük yoğunluğu yükseltmek için yeni donanımları devreye sokarak,
nitelik iyileştirilmesine gitmeli. Mevcut açık ve yeşil alanların deprem
sonrasında ağırlıklı olarak enkaz ve moloz yığılması için depolama alanı olarak
kullanılması sonucunda kentsel mekân psikolojik açıdan olumsuz bir siimgesellik
kazanmaktadır.
Fonksiyonel hale getirilmeli
Mevcut açık
alanların ve yeşil alanların bulunduğu yerler ve büyüklükleri deprem sonrası
ortaya çıkan yangın ve benzeri sorunlar için güvenli bir ortam sağlayamayışı
nedeniyle zararın ve etkilerin azaltılması işlevi gerçekleşememektedir. Deprem
öncesi halkın rekreatif istek ve ihtiyaçlarını karşılamaya çalışan aktif yeşil
alanlar, yeşil alan standartları göz önüne alınarak artırılmalı, deprem sonrası
kullanım içinde gerekli donatılar ile fonksiyonel hale getirilerek kullanıma
açılmalıdır. Deprem sonrası ihtiyaçlar olarak depremzedelerin başta güvenlik
olmak üzere acil ihtiyaçlarının karşılandığı, müdahalelerin yapılabildiği,
kentsel servislerin kaydırıldığı yeşil alanlar yaşamın tekrar başladığı yerler
olacaktır. İstanbul'da ilk etapta aktif yeşil alanlarının mahalle ölçeğinde ele
alınarak, minimum yeşil alan standartları doğrultusunda yeniden gözden
geçirilmesi gerekmektedir. Ardından da alınan kararların uygulanması mevcut
yeşil alanlara yansıtılarak aktif yeşil alanların iyileştirilmesi zorunluluk
kazanmalıdır. Her mahallede en az bir adet olmak üzere deprem parkı
planlanmalıdır. Deprem parkı deprem sırası ve sonrasında bir helikopter pisti
olarak, açık hastane olarak, geçici iskân alanı olarak, tahliye/boşaltma alanı
olarak kullanıma cevap verebilmeli. Ayrıca bu parkın alt kodu malzeme ve
gıda temini için depo olarak kullanıma cevap verebilecek şekilde inşa
edilmelidir.
Hayati işlevler
Deprem sonrası kurtarma operasyonları, çadırkentlerin kurulması, geçici iskân alanlarının düzenlenmesi
gibi çalışmalarda yaşanan sorunlar, deprem sonrası örgütlenmenin ve yeniden
yapılanmanın büyük ölçüde şehrin dışına çıkarılması ihtiyacı, yeşil alanların
deprem sonrası işlevlerini yerine getirmede yetersiz kaldığını göstermektedir.
17 Ağustos depremi kentsel Peyzaj planlamasında ve kent planlamasında yeşil
alanların planlamasını deprem öncesi ve sonrası için yeniden ele almanın
gerekliliğini ortaya koymuştur. Yeşil alanlar planlamanın sonuç çıktısı olmak
yerine öncelikli girdisi olarak ele alınmak zorundadır.
Kaynak : Aksoy,
Y. (2001). İstanbul Kenti Yeşil Alan Durumunun İrdelenmesi, Doktora Tezi, İ.T.Ü
Fen Bilimleri Enstitüsü. Yazan : Yrd. Doç. Dr. Yıldız Aksoy: Bahçeşehir
Üniversitesi Mimarlık Fakültesi öğretim üyesi /www.Peyzaj.org Danışmanı.