İngiltere’nin güneybatı ucundaki Cornish kıyısında,
Cornwall’da St. Austell yakınlarında gerçekleştirilen Eden
Projesi, günde 14 bin, açılışının ardından geçen bir yıl
sonunda toplam 1.5 milyon ziyaretçi çekti.’Bitki Tiyatrosu’
olarak nitelenen Eden’de 3.865 türe ait 97.400 bitki
bulunuyor.
Eden
Projesi tasarımı eski bir taşocağının kıvrımlı,eğimli
yüzeylerinden ve taşıma yollarından türedi. Peyzaj Mimarı
Land Use Consultants (LUC) projeyle Cornish’deki kaolin
çıkarımının tarihini de yansıtmak istediklerini belirtiyor.
1994’de
eski bir plak yapımcısı olan ve müthiş bir servet kazandıktan
sonra otuzlu yaşlarda emekliye ayrılıp bahçe projeleri
üretmeye girişen Tim Smith’le bahçecilik uzmanları Philip
McMilan ve Peter Thoday, ‘dünya florasını, bahçe bilimini,
tarımı ve Ormancılığı sergileyerek yaşayan bir tiyatro’
fikrini geliştirdiler. Smith bu düşünceyi şöyle açıklıyordu:
‘Yalnızca Bitkilerin bulunacağı bir yer olmamalıydı; yaşam
hakkında yeni bir düşünce biçimini sunmalıydı.’
Bu
düşünce hem yabani, hem de ekili Bitkilerin bir dizi egzotik
seranın yanı sıra çağdaş ılıman dış bahçe kurularak
sergilenmesi fikrini geliştirdi. Bu tartışmalar sürerken
1994’DE British Millenium Fund’dan 25 bin sterlin tutarında
bir fon sağlanarak projenin gerçekleşmesi yolundaki ilk adım
atıldı.
Eden’in
kurulduğu 15 hektarlık eski bir kaolin ocağı olan arazi
kıyıya iki mil uzaklıkta, 60 metre derinliktedir. Arazinin
ucuzluğu ve okyanus ikliminin Bitkilerin gelişmesi için
uygunluğu proje için buranın seçilmesine temel etken oldu.
Mimar
Grimshaw, biri nemli tropik, öteki ılıman iklim özelliklerine
sahip iki sera tasarladı. ’Biome’ olarak adlandırılan bu
seralar strüktürel özellikleriyle pek çok yeniliğe
sahiptirler. Her biri dört kubbeden oluşan ‘biome’lar bugüne
kadar yapılmış en büyük ve en hafif jeodezik strüktürler
olarak niteleniyor. İnşaat sırasında kurulan iskeleler
Guinness Rekorlar Kitabı’na bugüne kadar kurulmuş en yüksek
iskeleler olarak girdi. Kubbeler kendi kendini taşıyan,
birbiriyle bağlantılı çelik borulardan oluşturulmuş, altıgen
ve beşgenlerden oluşmakta. Bu çokgen çerçevelerin en büyüğü
11 metre açıklığa sahip ve çelik boruların çapı ise 193 mm
dir. Bu
örümcek ağı benzeri yapı üç kat etiltetraflöretilen (ETFE)
ile kaplandı. ETFE camla karşılaştırıldığında daha iyi bir
termal yalıtım ve daha fazla morötesi ışık geçirme
özelliklerine sahip. Ayrıca camın yalnızca yüzde 1
ağılığında, bir başka deyişle bütün strüktür içindeki havadan
daha hafif. Taşocağının duvarı her ‘biome’un bir yanı olarak
kullanıldı. Böylece doğal bir teraslama etkisi ve bitkiler
için teatral bir arka perde yaratıldı. Ziyaretçiler ise bu
kubbeleri taşocağı duvarlarına oturan sabun köpükleri gibi
görmekteler.
Serginin baş yıldızı nemli tropik iklim biome'u dur. 240 metre
uzunlukta, 110 metre genişlikte ve 55 metre yükseklikte olan
bu sera kuruluşunun üzerinden yalnızca bir mevsim geçmiş
olmasına karşın bir ormana dönüşmüş durumda. Daha küçük olan
ılıman iklim serasında ekili bitkiler daha küçük ve yavaş
büyüyen türden.
Büyük
tropik serada Amazon, Batı Afrika, Malezya ve Okyanusya’dan
getirilen bitkiler ve ürünler şelale, akarsu, havuz ve Malaya
evleriyle birlikte sergilenmekte. Ilıman iklim serası
California’dan Güney Afrika’ya Batı Avustralya’ya ve Akdeniz
havzasına uzanan Akdeniz iklim kuşağının florasını sunmakta.
Bu iki biyolojik mekanı çim örtülü bir çatıya sahip, içinde
500 kişilik bir restoranı da barındıran bir yapı
birleştirmekte.
Kubbeli
seraların dışındaki 12 hektarlık açık alanda Şili ikliminden
Atlantik iklimine kadar geniş bir iklim alanında yetişebilen
çeşitli bitkiler sergilenmekte.
Peter
Thoday, sergi stratejisini dört ana temada tanımlıyor
Bütün
dünyadaki farklı habitatları içeren ekolojik bir sergi.
20
muz türü, en önemli sekiz tropik baharat, kış için hayvan
yemleri vb. öğretici koleksiyonlar.
Bitkilerin yaşam sistemini anlatan bilimsel sergiler;
örneğin tozlaşma yöntemleri veya çevresel tolerans.
Sanatta gerçeküstü olanaklar.
Bu
stratejinin ötesinde Eden Projesi aynı zamanda ticari,eğitsel
ve bilimsel ortaklıklar da geliştiriyor. Özellikle Eden
Projesi’nin Yerel Parklar Dairesi’nin son yirmi yıldaki
kesintileri ve politikaları sonucu İngiliz bahçelerinde
ortaya çıkan gerilemeyi dengeleyeceği belirtiliyor.
Projenin gerçekleştirilmesi sırasında kaolinin yapısından
dolayı çok ciddi inşaat ve teknoloji sorunlarıyla baş
edilmeye çalışıldı. Kaolinin gevşek bir toprak olması
nedeniyle hindistan cevizi hasırı katkılı ekim terasları
yoluyla toprağın stabilize edilmesi yoluna gidildi. Su,
düzeyi çukurun zemin düzeyinin üstündeydi. Bu durum özellikle
çok yağışlı geçen 2000 kışında büyük sorun yarattı. İnşaatın
ilk üç ayında 163 milyon litre su boşaltıldı. Saniyede 22
litre suyu boşaltma kapasitesine sahip bir drenaj sistemi
kuruldu.
Toprak
üretimi Eden Projesi’nde endüstriyel bir sürece dönüştü.
Başlangıç için bir humus tabakası yoktu. Yerel ocak artığı
kullanıldı. Sanki ‘ay’da bir bahçe inşa ediliyor gibiydi.
Kaolin çukurlarından elde edilen atık kum ve kile, organik
bileşen olarak ormandan alınan ağaç kabuğu ve evlerden
çıkan yeşil atıklar eklenerek elde edilen bu toprak baz
olarak kullanıldı. Bu üretilmiş toprak bugün ticari olarak da
pazarlanmakta. Ayrıca, çeşitli spesifik toprak türleri
getirildi. Örneğin, tropikal topraklar esasen organik
karakterli iken ılıman iklim toprağı kum asıllı kil ve ağaç
kabuğu katkılı; Güney Amerikan Fynbos, bitkisinin gereksinimi
ise çürütülmüş kabuk ve kumdan oluşturulmuş, besleyici
içermeyen bir toprak.
LUC,
Thoday ve McMillan’ın hazırladığı her sergi için yüzden fazla
sınırlamayı dikkate almak zorundaydı: görünüş, eğim, bitki
büyüklüğü, toprak tipi ve daha nicesi. Cole’a göre bitki
bilimcilerin ideali Doğu İngiltere’de düz bir bozkır
alanıydı, böylece istedikleri dörtgensel alanlara sahip
olabilirlerdi. Ama çalışılan arazi dev boyutlu, eğimli bir
çukurdu, dolayısıyla parsel büyüklüğünün, eğimin, yönelimin
dengelenmesi çok özel bir işlevsel sorun olarak ortaya
çıkıyordu. Dikkate alınması gereken bir diğer nokta,
malzemelerin taşınma gereksiniminin en az olacak şekilde
planlama gereğiydi.
Eden
projesi’ndeki sera tasarımı bu tür sergilerin nasıl olması
gerektiği sorusunu gündeme getirdi. Kubbeli teatral bir
yaklaşım ortaya çıktı: 20. yüzyılın sonlarındaki botanik
bahçelerindeki gibi bir sahneleme yaratıldı.Eden’in iç
mekanında görkemli bir görünüm egemen oldu. Dışarıdaki
sergiler ise eski botanik bahçelerindeki gibi parça parça
birbirine eklendi. Ancak 17. yüzyıl bahçelerinin dikdörtgen
geometrisine karşın burada iki ayaklı bir geometri
geliştirildi.
Eski
ocağın rampalarına ve meyillerine uyan, yılanvari kıvrımlar
düz çizgili geometrisiyle kesiştirildi. Barselona Botanik
Bahçesi’nin Corten çelik-yüzlü duvarlarla güçlendirilmiş
üçgensel, doğrusal fraktal strüktürlü yapısıyla benzerlik
kurulsa da unutulmamalıdır ki, Barselona Botanik Bahçesi bir
dağın dışbükey eğimlerine inşa edilmiştir. Oysa Eden
Projesi’nde araziye egemen olan çizgi içbükeydir.Bu durum,
sergilerin genişliği karşısında izleyicinin kendisini küçücük
hissetmesine neden olmakta. Eski taş ocağı bugün
bitkilendirilmiş tepecikler, rampalardan oluşan bir görünüm
sunuyor. En aşağıda çeşitli etkilikler için düşünülmüş bir
göl bulunuyor. Ziyaretçiler yürüyerek veya trenle kubbeli
seralara ulaşmakta.
Peyzaj Projesi: Land Use Consultants (LUC)
Mimari Proje: Nicholas Grimshaw ve Partners
Projenin Başlangıç Tarihi: 1998
İlk
Aşama Açılış Tarihi: 10 Mayıs 2000
Açılış: Mart 2001 Yer: Cornwall, İngiltere
Alan:
Toplan alan 50 hektar, kil çukuru 15 hektar
Maliyet: 37.5 milyon sterlin
Kaynak: Eden
Project Database, Yapı Dergisi Peyzaj Mimarlığı eki
Derleme:
Bengi
Demirkan-LONDON/Peyzaj M.- University
of Greenwich