|
|
 |
 |
|
Yokoluşa doğru |
Ozon tabakasının korunmasına dâir Viyana'da, 1985 yılında yapılan bir
konferansta Viyana Sözleşmesi imzalanmıştır. Bu sözleşme 22 Eylül 1988'de
yürürlülüğe girmiştir. Sözleşmenin temel prensibi, ozon tabakası ile
ilgili olarak uluslararası boyuttaki araştırma, sistematik gözlemler ve
bilgi alışverişi konularında yapılacak işbirliği esaslarını ortaya
koymaktadır.
Daha sonra
1987 yıllı Eylül ayında, Montreal'de yapılan Ikinci bir uluslararası
konferanta Ozon Tabakasını Tüketen Maddelere İlişkin Montreal Protokolu
imzaya açılmış ve bu protokol de 1 Ocak 1989 tarihinden itibaren yürürlüğe
girmiştir. Buna göre 5 kloroflorokarbonun üretim ve tüketiminin
dondurulması kararı alınmıştır.
Bunu, çevre
sorunlarının tartışıldığı konferanslar ve sempozyumlar izlemiş, konuyla
ilgili çok sayıda bilimsel araştırmalar yapılmıştır. İlk çevre toplantısı
113 ülkenin temsilcilerinin katıldığı ve BM tarafından 1972 yılının
Haziran'ında, Stockholm'da yapılan Dünya Çevre Zirvesi'dir. Alınan bir
kararla 5 Haziran Dünya Çevre Günü olarak kabul edilmiştir. Birleşmiş
Milletler'in şimdiye kadar gerçekleştirmiş olduğu en kapsamlı ve önemli
organizasyon 3-14 Haziran 1992 tarihlerinde, Brezilya'nın Rio de Janerio
kentinde gerçekleşmiş olan Dünya Çevre Konferansı'dır.
Rio Zirvesi'ne 178 ülkeden birçok delege ve
diplomatın yanı sıra hükümet ve devlet başkanları da iştirak ederek
tartışmalara katılmışlardır. Bu zirvede, çevre açısından çok önemli bâzı
protokollar imzalanmış ve Gündem 21'le âcil olarak nelerin yapılması
gerektiği dünya kamuoyuna deklare edilmiştir.
Böylece 21.yüzyıla girerken daha temiz ve
daha sağlıklı bir çevre için dünya liderlerince söz verildiği
görülmektedir. Rio Zirvesi'nin dikkate değer önemli sonuçlardan birisi de,
politika üreten mekanizmaların ilk defa ve ciddî anlamda, bilim adamları
ve çevrecilerden gelen çağrılara kulak vermeleridir.
Kasım 1992'de içlerinde Nobel Ödülü kazanmış 100 bilim adamının bulunduğu
1500 bilim adamı düzenledikleri bir konferansta, eğer böyle gider ve
hiçbir ciddî tedbir alınmazsa, yakın bir gelecekte biosferin onarılmaz
şekilde tahrip olacağını bütün dünyaya ilân etmişlerdir.
Pülitzer ödülü
sahibi Amerikalı ünlü yazar Barbara Tuchman'e sormuşlar: 21.yüzyılda
yaşayan bir tarihçi olsaydınız ve 20. yüzyılı tanımlamanız istenseydi,
nasıl tanımlardınız? O bu soruya hiç tereddüt etmeden Bozulma, kirlenme,
çürüme ve parçalanmalar yüzyılı diye cevap vermiştir. (Özdemir-1997)
Uzun zaman bir süper gücün en üst kademesinde bulunmuş olan Mihail
Gorbaçov'un söyledikleri de sorunun boyutlarını göstermesi bakımından
önemlidir. Ülkesindeki birçok çevre sorununa, daha doğrusu fâciasına
bizzat şâhit olan ve bunun verdiği ıstırapla şimdilerde çevreci olan
Gorbaçov, dünyanın içinde bulunduğu durumu şöyle tanımlıyor: Hızlı bir
trenle uçuruma doğru yol alıyoruz. Zamanında uyanmaz ve gerekli tedbirleri
almazsak, hepimizi toplu bir felâket beklemektedir. (Time, 6 Eylül 1993)
Yaptığı uzun araştırmalar sonucu Robert L. Heilbroner adındaki Amerikalı
bir bilim adamı, bu konudaki görüşlerini şöyle açıklamaktadır: Eğer,
sosyal ve fizik bilimlerle uğraşan bir grup bilim adamının hesapları doğru
ise; nüfus artışı ve ekonomik gelişmenin bugünkü hızları ile devam etmesi
hâlinde, hayatı destekleyen çevremizin felce uğrayarak bâzı alanlarda,
kitle hâlinde ölümlere, diğerlerinde endüstriyel çöküntüye ve hemen hemen
her yerde hayat sürecinin büyük ölçüde kısalmasına sebep olması için
sâdece 50 yıl yetecektir.
Bugün için
çevre ile ilgili faaliyetleri olan başlıca kuruluşlar :
Avrupa Topluluğu (EC)
Birleşmiş Milletler Çevre Programı (UNEP)
Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO)
Birleşmiş Milletler Sınai Kalkınma Örgütü (UNIDO)
Dünya Sağlık Örgütü (WHO)
Kuzey Atlantik Paktı (NATO)
Uluslararası Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD)
Dünya Meteoroloji Örgütü (WMO)
Hükümetler arası İklim Değişikliği Panelleri (IPCC)
Gönüllü Kuruluşlar.
Günümüzde uluslararası politikanın önemli unsurlarından biri olan
çevrenin, 21. Yüzyılda, devletler arası ilişkilerde belirleyici bir rol
oynayacağı açıktır. Bu durum, çevre sorunlarının sınır tanımayışından ve
ortak çözümleri gerekli kılmasından ileri gelmektedir.
Yazan : Idris Tunçer/ 2023 yazarı
|
 | |
|