|
|
 |
 |
|
Çevre Yüzyılı |
Çevre; canlıların
yaşamı boyunca ilişkilerini sürdürdüğü dış ortamdır. Hava, su ve
toprak bu çevrenin fizikî unsurlarını; insan, hayvan, bitki ve diğer
mikroorganizmalar ise, biyolojik unsurlarını teşkil etmektedir.
Hava, su, toprak
ve kayalar gibi cansız maddeler, canlıların yaşamasına elverişli bir
çevre ya da ortam oluştururlar. Çeşitli bitki ve hayvan türleri doğal
çevreyle birlikte farklı ekosistemler meydana getirir. Bir
ekosistemdeki her canlının yaşamı diğer canlılara bağlıdır. Yâni bir
ekosistem, tüm diğer ekosistemlere bağımlıdır. Bütün ekosistemler en
büyük ekosistem olan dünyayı meydana getirirler. Ekosistemlerden biri
görevini yapmazsa, en büyük ekosistem de bundan etkilenir. Örneğin,
canlılar birbirine besin zincirleriyle bağlıdırlar. İlk halkayı
genellikle bitkiler oluşturmaktadır. Bildiğimiz gibi otçul hayvanlar
bitkilerle, etçil hayvanlar da otçulların etiyle beslenir. Bunlardan
biri olmadığı zaman besin zinciri kopacaktır. Dolayısıyla diğerlerinin
de yaşamı tehlikeye girecektir. Dünyanın ekoloji dengesi de bozulmuş
olacaktır. Ekolojinin bozulması dünyanın ekosistemine bağlıdır.
Dünyanın ekosistemlerinden biri bozulmuş ise, ekolojinin dengesi de
bozulacak demektir.
Dünyada Çevre
Çevre kirliliği son 50 yılda, özellikle 1960'lardan sonra, başta
sanayisi gelişmiş ülkelerde önemli boyutlara ulaşırken gelişmekte olan
ülkelerde de aynı hızla devam etmektedir.
Bugün 7 milyara yaklaşan dünya nüfusuna her gün 250 bin, her yıl 93
milyon kişi katılmaktadır.
Yapılan
hesaplamalar bu rakamın 2010 yılında iki katına çıkacağını
göstermektedir. Bu şartlarda, hızla artan dünya nüfusunun doğal
kaynaklar üzerine ne kadar büyük bir baskı oluşturduğunu tahmin etmek
zor değildir. Hava, su ve toprak kirliliği ile ilk kez nüfusun yoğun
olduğu kentlerde ve endüstri merkezlerinde karşılaşılmış ve bu
kirliliğin hızla dünyaya yayılması çevrenin bozulmasına sebep
olmuştur. Doğal çevrenin, takribî bir süre sonra insanların beslenme,
enerji ve ham madde gibi ekonomik kaynaklarını tehdit etmeye başlamış
ve çevre kaygısı taşımadan yürütülen sanayileşmenin çevreyi yok ettiği
anlaşılmıştır.
Enerjinin üretimi, taşınımı, dönüşümü ve kullanımı esnasında ciddî
çevre problemleri meydana gelmektedir. Bu çevre problemleri lokal
ölçekte olduğu gibi, küresel ölçekte de olmaktadır. Özelikle fosil
yakıtlarının yanması sonucu atmosfere bırakılan CO2
emisyonu atmosferde birikerek atmosferin kimyasal özeliklerini
etkilemekte, uzun vâdede sera etkisine, küresel ölçekte ise iklim
değişikliğine sebep olmaktadır.
Çevre kirliliği
hava, toprak, su vb. doğal yapıyı olumsuz yönde etkileyerek doğal
kaynakları tekrar düzeltilmesi mümkün olmayacak şekilde kirletmekte,
bozmakta ve azaltmaktadır. Bunun temel sebebi, söz konusu kaynaklara
kaldıramayacakları oranda yük bindirmek ve bu kaynakları bilinçsizce
kullanmaktır.
Özelikle
sanayi bölgelerinden yayılan kükürtdioksit ve azotoksit gibi gazlar,
atmosferdeki su buharı ile birleşerek asit yağmurunu meydana
getirmektedir. Asit yağmurları ormanları, gölleri ve nehirleri büyük
derecede etkilemektedir. Birleşmiş Milletler'in yayınladığı bir rapor,
İngiltere'deki ağaçların %25'inin asit yağmurlarından etkilendiğini ve
bu oranın gittikçe artığını yazmaktadır. Başka bir raporda da;
yeryüzündeki 800 milyon hektar yağmur ormandan 330 milyonunun
Brezilya'da bulunduğu, ekonomik meselelerinden dolayı insanlar
tarafından son bir yılda 17 milyon hektarının yok edildiği, bu duruma
bir çözüm bulunmazsa ve kesim bu hızla devam ederse, 2020 yılında,
dünyanın oksijen deposu olan bu yağmur ormanların yok olacağı
yazmaktadır.
Hava kirliliği;
ABD, Belçika, Meksika ve İngiltere gibi dünyanın çeşitli ülkelerinde
öldürücü etki göstermiştir. 20. yüzyılın başından beri hızla
ilerlemekte olan sanayileşme hareketleri, bugün artık ilgilileri derin
derin düşündürmekte ve bu faaliyetlerin sebep olduğu çevre
kirlenmesinin insan, hayvan, bitki ve diğer kaynaklar üzerindeki
zararlı etkilerini minimum seviyede tutmak için araştırmalar
yapılmaktadır. Ayrıca istatistik bilgiler toplanarak bu bilgilerin
ışığı altında, atmosfer yeniden temizlenmeye çalışılmaktadır.
Amerika, Japonya
ve Avrupa şehirlerinde çevre kirliliğinin kaynakları, sebepleri,
canlılar üzerindeki zararlı etkileri, ekonomik zararları, vb.
konularda çeşitli araştırmalar yapılmaktadır. Çeşitli çalışma ve
önlemlerin sonucunda insan sağlığını tehdit eden ve büyük ekonomik
olaylara sebep olan çevre kirliliği büyük ölçüde azaltılmıştır. Bugün
Amerika'nın beyni sayılan
Michigan Detroit şehrinde çevre kirliliği artık insan sağlığına tesiri
olmayacak kadar kontrol altına alınmıştır. 1970'li yıllardan sonra
ülkeler plan ve hedeflerini belirlerken çevre
faktörünü de dikkate almışlardır.
Özelikle uluslararası düzeyde çevre politikaları giderek
yaygınlaşmıştır.
Yazan : Idris Tunçer/ 2023 yazarı
|
 | |
|