Imar ve Şehirleşme Kanunu Tasarısı Taslağı

Altıncı bölüm - Geçici Hükümler ve Yürürlük, Yürütme


Geçici Madde 1. Mevcut mücavir alan sınırlarının Bakanlık görüşü alınmak suretiyle ilgili mevzuata göre 1 yıl içinde belediye sınırı olarak onaylanması esastır. Aksi takdirde, bu sınırlar valilik denetimindeki alanlara dahil edilir.

Geçici Madde 2. Bu Kanunun yürürlüğe girmesinden önce onaylanmış çevre düzeni planları, bu Kanun hükümleri uyarınca alt bölge planı olarak yeniden yapılıncaya kadar geçerlidir. Bakanlık bu planların yeniden yapımı için gerekli önlemleri alır.

Onaylı imar planları ile ilgili yapılacak işlemler yönetmelikte belirlenir.

Geçici Madde 3: Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce İmar Planı Yapım Yeterlilik Belgesi almış veya resmi kuruluşta çalışmakta olan ve almaya hak kazanmış olan mimarların plan müellifliğine ilişkin kazanılmış hakları saklıdır.

Geçici Madde 4: Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce hazırlanmış beş yıllık imar programları geçerli olup, süresi içinde tamamlanır. Program dönemi içinde bitirilemeyen işler bir sonraki program döneminde öncelikle ele alınır.

Geçici Madde 5. Bu Kanunun yapı denetimine ilişkin hükümleri 4708 sayılı Yapı Denetimi Hakkında Kanun kapsamı dışında kalan yerler için uygulanır. Hüküm bulunmayan hallerde bu Kanun hükümleri uygulanır.

Geçici Madde 6. Belediye sınırları dışında alınacak harç miktarları ve katılım payları ile ilgili yasal düzenleme yapılıncaya kadar alınacak harç miktarları ve katılım payları, ilçe sınırları itibariyle, 2464 sayılı Kanuna göre belirlenen belediye grupları esas alınarak, o ilçe merkez belediyesinde uygulanan miktar kadar uygulanır.

Yürürlük

Madde 37.
Bu Kanun yayımı tarihinden 6 ay sonra yürürlüğe girer.

Yürütme

Madde 38.
Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.



Genel gerekçe

8. Beş Yıllık Kalkınma Planına göre, 2000 yılı sonunda kentsel nüfus 43.3 milyona ulaşarak toplam nüfusun % 66.4'ünü oluşturacaktır. Planın "Yerleşme ve Şehirleşme", "Konut" ve "İnşaat" başlığı altında yer alan ilke ve politikalar altında;

a) Fiziki planlamayı bir bütün içinde kavrayan mevzuatın geliştirilmesi,

b) Fiziki planlama alanında faaliyette bulunan yatırımcı kurum ve kuruluşlar arasında eşgüdümün sağlanmasına ilişkin esas ve usullerin belirlenmesi yönünde çalışmalar yapılması,

c) Kentsel alanlarda bilimsel esaslara dayalı planlara göre, arsa sunumu ve düzenli yapılaşmayı sağlayacak yöntemler ile etkin denetim ve yönetim biçim ve araçlarının geliştirilmesi,

d) Yapı ve çevre kalitesinin artırılarak, tarihi, doğal, sosyal ve kültürel değerlerin korunacağı, sağlıklı, güvenli, kaliteli ve ekonomik yaşam çevrelerinin oluşturulması,

e) Denetim mekanizmalarının kurulması

f) Doğal olayların felakete dönüşmesini engelleyecek mevzuat düzenlemeleri ile, afetlere karşı yapı dayanıklılığını sağlayacak yeni bir yapı kontrol sistemi oluşturulması,

olarak özetlenebilecek hususlara yer verilmektedir.

3194 sayılı İmar Kanununun yürürlüğe girdiği 1985 yılından itibaren geçen süre içinde Ülkemizde önemli gelişmeler yaşanmıştır. 3194 sayılı İmar Kanunu, demokratikleşme sürecinde önemli bir temel politikaya, yerelleşmeye dayalı olarak kurgulanmış, bu açıdan hala geçerli kuralları içeren bir Kanundur. Ancak yerleşmelerle ilgili olarak yerelleşmenin önemli unsurları arasında yer alan planlama ve yapılanma alanında yerel yönetimleri görevli ve yetkili olması, Kanunun bazı alanlardaki eksiklikleri ya da uygulama yanlışları nedeniyle istenen düzeyde kaliteyi de beraberinde getirememiştir. Konu bu açıdan incelendiğinde, Kanunun temel eksiklikleri arasında, gerek yerel gerekse merkezi düzeyde denetim mekanizmalarının kurulmamış olması, görev ve yetkinin kullanımında gerekli olan, mali kaynak, teknik yardım, eleman gereksinimi konularında yeterli önlem alınmamış olması sayılabilir.

Diğer taraftan 1999 yılında meydana gelen Marmara ve Düzce Depremleri, planlamada ve yapılanmada güvenliğin önemli bir unsur olduğunu bir kez daha ortaya koymuştur. Bu anlamda bilimsel bir gerek olmakla beraber, yer seçimi kararlarının verilmesi sırasında, afetle ilgili araştırma çalışmalarına yeterli ve gerekli önemin verilmediği ortaya çıkmıştır. Gerçekte planlama çalışmalarının araştırma ve kararları oluşturma konusunda önemli unsurları olan fiziksel veriler elde edilmeden ya da elde edilmiş olsa bile bunlar dikkate alınmadan yapılan planlar ve plan değişiklikleri yıkımın ve can kaybının büyük olmasına neden olmuştur. Bu kapsamda, Planlamada afetin yanı sıra diğer fiziksel, ekonomik, sosyal, kültürel, doğal kaynaklarla ilgili olan verilerin kullanılma zorunluluğunun Kanun hükmü olarak yer alması gereği de 3194 sayılı İmar Kanununun diğer eksikliklerine eklenmiştir.

Yapılanma alanında ise güvenli ve sağlıklı yapı olarak özetlenebilecek zorunluluk ortaya çıkmıştır. Bu konuda, 27 pilot ilde uygulaması başlatılan 595 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin yanı sıra, kararname kapsamında kalmayan illerde ve yapılarda uygulanacak denetim kurallarının da bugünkünden, özellikle denetim kuralları ve sorumluluklar alanında farklı olması zorunluluğu tartışılmaz bir hale gelmiştir. 8. Beş Yıllık Kalkınma Planı ilkeleri ve politikaları çerçevesinde kurumlar arası eşgüdümü, kentleşme sürecinde planlama ve yapılanmada önlemleri ve denetim mekanizmalarını oluşturan bir çalışma yapılması hedeflenmiştir.

Hazırlanan İmar ve Şehirleşme Kanunu, temelde, yaşanabilir kentsel ve kırsal çevrenin oluşturulmasını sağlamak, bu amaçla planlama, yapılanma ve denetim kurallarını oluşturmaktadır.

Madde gerekçeleri

Madde 1. Kanunun amaç maddesidir. Bu madde ile, Kanunun ülke genelinde yerleşmelerin sağlıklı ve yaşanabilir, afete duyarlı oluşturulmasının hedeflendiği belirtilmektedir.

Madde 2. Kanunu ülke genelini kapsadığı, planlama ve yapılaşma kurallarının, katılım ve denetim süreçlerinin kanunda belirtildiği ifade edilmektedir.

Madde 3. Kanunun "genel esas" maddesidir. İlk kez bir İmar Kanununda, toplum ve kamu yararının üstünlüğü, sağlıklı bir çevrede yaşama hakkı kavramları genel bir kural ve esas olarak yer almaktadır. Bunların yanı sıra, tamamlayıcı unsurlar olarak, afete duyarlı, doğal, tarihi ve kültürel değerleri koruyan ve kaynaklarla dengeli kentsel ve kırsal gelişmeyi sağlamaya yönelik plan hiyerarşisinin kurulması, sosyal ve teknik altyapının ve yaşanabilir çevrenin oluşturulması ile kurumlar ve disiplinler arası eşgüdümün sağlanması genel esasta yer almaktadır.

Madde 4. Yerleşme, planlama ve yapılanma kurallarının eleştirisi yapılırken en fazla yakınma konusu olan, planlamada çok başlılık bu madde ile ortadan kaldırılmaktadır. Kalkınma Planlarının da gereği olan ve çerçeve imar mevzuatı ile çok başlılığın kaldırılması gerekliliğini sağlayan bu madde, özel Kanunların korunması gerekli alanlarla ilgili yer seçimi ve koruma hükümlerini korumakta ancak, planlama konularında özel yetkileri kaldırmaktadır. Böylece Ülke bütününde planlamanın bütünselliği korunmaktadır.

Koruma kanunu olmayan özel kanunların ise, yer seçimi hükümleri saklı tutulmakta, planlama ve yapılaşmaya dair parçacı uygulamaları İmar Kanununa tabi tutulmaktadır.

Bu madde ile amaçlanan, çok sayıda kurumun elinde bulunan parçacı uygulamaların tek elde toplanması ve böylece Kalkınma Planlarının da gereğinin yerine getirilmesidir.

Madde 5. Tanımlar maddesidir. Maddede yer alan tanımlar, Kanunda yer alan kavram ve konularda herhangi bir tereddüt yaratmamak üzere detaylı olarak açıklanmıştır.

Madde 6. Halihazır harita ve plan yapımında yetki ve sorumluluklar belirlenmiş, halihazır haritaların yerel yönetimce onayından önce, harita denetim komisyonu incelemesi kuralı getirilmiştir. Ayrıca planlamadan önce tüm afet verilerinin birlikte ele alındığı ve sentezlenerek önemli bir planlama verisi oluşturduğu afet haritalarının yapımına dair kurallar belirlenmiştir. Böylece afet verilerinin planlamayı yönlendirmesi sağlanmıştır.

Halihazır harita belge ve bilgilerinin bilgi işlem ortamında daha etkin kullanılmasına dönük önlemlerle planlamada kullanılan teknolojinin çağın gereklerine uyması hedeflenmiştir.

Bakanlık, bu önlemlerin alınmasında ilgili kurum ve kuruluşlarla işbirliği ve eşgüdümü sağlar.

Yeni kurulan belediyelerde halihazır harita ve plan yapımı zorunlu hale getirilerek bu işlemler süreye bağlanmıştır.

Planlarında, olası afet sonrası geçici iskan amaçlı alanların ayrılması zorunlu kılınarak,

Madde 7. Planlar arasındaki hiyerarşinin açıklandığı madde ile en üst ölçekte Mekansal Strateji Planları en alt ölçekte ise İmar Planları olmak üzere hazırlanan planlar arasında olması zorunlu kademeli birliktelik ilkesi açıklanmıştır. Üst düzeydeki planların kararlarına uymak konusunda gerekli hükümler yer almıştır. Böylece uygulamalarda her hangi bir tereddüt ya da sorun yaşanmaması amaçlanmaktadır.

Madde 8. Planların hazırlanmasında ve yürürlüğe konulmasında uyulacak kuralları belirtilen madde ile planlar arası kademeli birliktelik ilkesinin nasıl kurulacağı ve yapım ve onaya dair yetkiler açıklanmaktadır. İmar planlarının onayından önce denetim amaçlı kamusal ve sivil bir katılım mekanizması oluşturulmaktadır. Bu amaçla plan denetim komisyonları oluşturulmaktadır. Ayrıca itirazlar için onaydan önce planlar halkın bilgisine sunulmaktadır.

İmar planlarının geçerlilik süresi ile ilgili hüküm ile planların ilgili idarelerce belirli bir sürede uygulanması için önlem getirilmiştir.

Plan Değişikliklerinin kamu yararı ve zorunluluk bulunmadıkça yapılamayacağına dair hükümlerle plan belgeleri korunmaktadır.

Madde 9. Planlamalarda Bakanlığın yetkisini açıklayan, madde ile ülke bütününü ve ekonomisini etkileyecek boyuttaki yatırımlara, afete maruz veya afete uğramış alanlarda, Gecekondu ve Kıyı Kanununun uygulanması gereken yerlerdeki her ölçekte planların tamamını veya bir kısmını, mekansal ve işlevsel bütünlük arz eden bir veya birden fazla il sınırları bütününde veya bir kısmında birden fazla idareyi ilgilendiren, sektörler arası koruma kullanma dengesini sağlama amacı güden ve idareler arası eşgüdüm esasların belirlenmektedir.

Bakanlıkça onaylanan planların tebliğ tarihinden itibaren uygulanması gereği belirtilmiş ve bu konuda genelde yaşanan bir sorun giderilmiştir.

Diğer taraftan, Bakanlık gerektiğinde yerleşmelerin gruplandırılmasına ve yerel özelliklere göre planlama, yapılanma esaslarını tespite ve bu amaçla uygulama yönetmeliği düzenlemeye yetkili kılınarak çevresel ve yöresel özelliklere dayalı uygulama esası belirlenmesi sağlanmış, böylece 7. ve 8. Beş Yıllık Kalkınma Planları gerekleri de yerine getirilmiştir.

Madde 10. İmar Programları, imar planlarının en önemli uygulama araçlarıdır. İmar programlarının planın zaman ve mekanda uygulanışını ortaya koyan teknik, yönetsel ve finansal belgeleridir. Belediyeler ve valilikler, uygulama imar planlarının yürürlüğe girmesinden itibaren en fazla üç ay içinde, bu planı uygulamak üzere beş yıllık imar programlarını hazırlamakla ve planın tamamının uygulanmasını gözeterek beş yıllık program dönemlerine yaymakla, böylece planın yapımına esas olan süreyi, imar programlarının kapsadığı dönemlerde uygulanacak hükümlerle belirlemekle yükümlü kılınmaktadır. Madde hükümlerinin oluşmasında, Anayasa Mahkemesinin 3194 sayılı İmar Kanununun 13. maddesinin iptaline yönelik kararının gerekçeleri de dikkate alınmıştır. Ayrıca doğal ve teknolojik afetler nedeniyle program dönemi içinde bitirilemeyen işler hariç, İmar programının zamanında uygulanması ile ilgili önlemler getirilmiştir.

İmar programlarında, umumi hizmetlere ayrılan yerler ile özel Kanunları gereğince kısıtlama konulan taşınmazlarla ilgili olarak diğer kanunlarla verilen hakların bu alanlar kamulaştırılıncaya veya umumi hizmetlerle ilgili projeler gerçekleştirilinceye kadar devam etmesine dair hükümle de bu alanlardaki mülkiyet haklarının korunması hedeflenmiştir.

Madde 11. İmar planlarında; meydan, yol, park, yeşil alan, mezarlık, çocuk bahçesi, otopark, açık pazar yeri, hal mezbaha, toplu taşım istasyonu, terminal gibi ilgili idarelerce gerçekleştirilecek umumi hizmetlere ayrılmış alanlarla ilgili hükümleri içeren madde ile, hazine ve özel idareye veya belediyeye ait arazi ve arsaların plan amaçlarında kullanımının sağlanması amacıyla düzenlenen maddede, bu arazilerin belediye sınırları içinde belediyeye; belediye sınırları dışında özel idareye bedelsiz terk edilmesi hükümleri yer almaktadır.

Bu yerlerin kullanılış şekli yeni bir imar planıyla değiştirilip mülkiyete konu olabilecek hale getirildiği takdirde, bu yerler devir alınan idareye belediye veya özel idarece aynı usulle iade edilmesi de hükme bağlanarak terk amacı dışındaki kullanımlar engellenmeye çalışılmıştır.

Madde 12. İmar planlarında umumi hizmetlere ayrılan yerlerde yapılacak uygulamaları açıklayan madde hükümleri, plan uygulaması yapılıncaya kadar, inşaat ve mevcut bina varsa esaslı değişiklik ve ilaveler yapılmasına izin verilmeyeceği, ancak imar programına alınıp kamu eline geçişi sağlanana kadar mevcut kullanma şeklinin devam edeceği hükme bağlanmaktadır. Anayasa Mahkemesi'nin 29.6.2000 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan kararı ile 3194 sayılı İmar Kanununun aynı konuyu düzenleyen 13. maddesinin Birinci ve Üçüncü fıkraları iptal edilmiştir. Bu maddenin iptal gerekçelerinde, mülkiyet haklarının süre açısından sınırsız kısıtlanamayacağı belirtildiğinden, kısıtlılık halinin planın uygulama süresi ile sınırlı olacağı hükme bağlanmıştır.

Madde 13. İmar planlarında umumi hizmetlere ayrılan yerlere rastlayan taşınmazların bu kısımlarının ifrazına veya tevhidine izin verilmeyeceği, arazi ve arsa düzenleme yapılmamış alanlarda ifraz ve tevhit yapılamayacağı hükme bağlanan madde ile imar planları ile getirilen hükümler çerçevesinde uygulama imkanı tanınmakta, parçacı ve plan bütünlüğünü engelleyen uygulamalar engellenmektedir.

Madde 14. Arazi ve arsa düzenleme ve parselasyon planları ile ilgili iş ve işlemlere ilişkin hükümlerin düzenlendiği madde ile, uygulama imar planı uygulama araçlarının en önemlileri arasında yer alan konu ile ilgili düzenlemelere yer verilmektedir. Daha önce düzenleme ortaklık payı içinde yer almayan eğitim ve sağlık alanları da düzenleme ortaklık payı oranı ile hesabına dahil edildiği maddede, düzenleme ortaklık payı oranı en fazla % 40 olarak belirlenmektedir. Eğitim ve sağlık tesisi alanlarının da düzenleme işlemi sırasında bedelsiz elde edilmesini hedefleyen madde hükmü ile önemli bir sorun çözümlenmektedir.

Diğer taraftan, arazi ve arsa düzenleme işlemlerinin, uygulama imar planları ve imar programları çerçevesinde ve belirlenen etaplar dahilinde program dönemi içerisinde tamamlanmasını sağlayacak hükümler getirilmektedir.

Madde ile hükme bağlanan bir diğer önemli konu düzenleme ortaklık payı hesabının uygulama imar planı bütününde hesaplanması esasıdır. Böylece kent halkının tamamı, planla öngörülen umumi hizmet alanlarına aynı ölçüde katkıda bulunmuş olacaktır. Bu hükmün parsel bazında düzenleme, parselasyon yapılmadan ruhsat düzenleme ve terk yoluyla işlem yapılmasını da engellemesi hedeflenmektedir.

Daha önce sorunlara yol açan ve düzenleme öncesindeki parselin konumu ile düzenleme ile oluşacak imar parselini konumu ile ilgili düzenlemede de eşdeğerlik esası hükme bağlanmaktadır. Ayrıca elde edilecek imar parsellerinin müstakil olması esasına yer verilmekte ve böylece yeni mülkiyet sorunlarına yol açılmaması hedeflenmektedir. İlgili parsel sahiplerinin kabulleri olmadan, düzenlenmeye tabi tutulmuş parsellerde bulunan yapılara ilave, değişiklik, esaslı tamir ve tadil izni verilmez.

Madde 15. Parselasyon planlarının hazırlanması ve tesciline ilişkin maddede, İmar planlarına göre yapılan parselasyon planlarının, belediye sınırları içinde belediye encümeni, dışında ise, il idare kurulunun onayından sonra yürürlüğe gireceği hükme bağlanmaktadır.

Madde 16. Maddede hisseli satış işlemleri ile ilgili düzenlemelere de yer verilmekte ve veraset yolu ile intikal eden, Kanun hükümlerine göre şuyulandırılan ve Kat Mülkiyeti Kanunu gereği yapılan hisselendirmeler hariç, her türlü yapılaşma amacıyla arsa ve parselleri hisselere ayıracak özel parselasyon planları ve/veya satış vaadi sözleşmelerinin yapılamayacağı açıklanmaktadır.

Madde 17. Haritalar ve planların yapım, uygulama ve denetimine dair maddede, halihazır haritaların, jeolojik haritaların ve afet haritalarının, imar planı ve parselasyon planlarının hazırlanması ve bunların uygulanmasının denetim sorumluluğu ve ilgili idarece denetimine ilişkin esaslar belirlenmekte bu konuda yönetmelik düzenlenmesi öngörülmektedir.

Harita denetim komisyonu ve plan denetim komisyonunun oluşumunu da belirleyen madde hükümleri ile harita ve planların onayından önce, kamusal bir teknik denetim sağlanmaktadır.

Diğer taraftan bu komisyonların sürekliliğini ve ildeki sorunların çözümüne katkıda bulunmalarını sağlayıcı düzenlemeler yapılmaktadır.

Madde 18. Kuruluş veya kişilerce, kendilerine ait tapusu bulunan arazi, arsa veya parsellerde ya da kendisine ait tapusu bulunmamakla beraber kamu kurum ve kuruluşlarının vermiş oldukları tahsis veya irtifak hakkı tesis belgeleri ile, ilgili mevzuata, imar planına, parselasyon planına, ruhsat ve eklerine uygun olarak yapı yapılabileceği hükme bağlanmaktadır.

Madde 19. Kanun kapsamına giren bütün yapılar için belediye veya valiliklerden yapı ruhsatı alınmasını zorunlu kılan madde ile parselde yer alan her yapı için ayrı ruhsat düzenleme esası getirilmekte, ruhsat alınmış yapılardaki esaslı tadilat ve ilavelerle yeniden ruhsat alınması gereken durumlar açıklanmaktadır. İmar ve parselasyon planlarında itiraz bulunan alanlarda yapı ruhsatı düzenlenemeyeceğine dair hüküm ile, yargı kararlarının uygulanması sağlanmaktadır.

Maddede ayrıca, ilgili idarelerin, yöresel özelliklere göre Bakanlıkça çıkarılan plan, imar ve yapı yönetmeliklerinin ilkelerine aykırı olmamak koşuluyla belediye meclis kararı veya il genel meclisi kararı ile kendi yönetmeliklerini çıkarabilecekleri hükme bağlanmaktadır. Böylece beldelerin kendi özellikleri ve planlarına uygun imar yönetmeliği hazırlamaları öngörülmektedir.

Madde 20. Yapı ruhsatı alma koşullarına ilişkin madde ile ilgili idarelerin yapı ruhsatı düzenlenmesine ilişkin görev ve yükümlülükleri detaylı olarak açıklanmaktadır.

Yapı ruhsatında, yer alması gereken bilgileri de içeren maddede yapı ile ilgili sorumluların tamamının imzalarının yer alması sağlanarak, "sorumsuzluk" ortadan kaldırılmaktadır.

Madde 21. Gelişme alanlarında yapı ruhsatı verilebilmesi için gerekli şartların açıklandığı maddede, imar planı esaslarına ve yönetmelik hükümlerine uygun olarak parselasyon planları tasdik edilmeden ve teknik alt yapısı ilgili idarece yapılmadan veya yaptırılmadan, ruhsat düzenlenemeyeceği hükme bağlanmıştır.

Madde 22. Kamu kurum ve kuruluşlarınca yapılacak veya yaptırılacak yapılar için, imar planlarında o amaca ayrılmış olmak, plan ve mevzuata aykırı olmamak, mülkiyeti belgelemek ve yapı denetim sorumluluğunun ilgili kamu kurum ve kuruluşlarında çalışan mimar ve mühendislerce üstlenilmesi koşuluyla avan projeye göre yapı ruhsatı verilmesine ilişkin hükümleri düzenleyen maddede, Devletin güvenlik ve emniyeti ile Türk Silahlı Kuvvetlerinin harekat ve savunması bakımından gizlilik arz eden yapılar için; mülkiyetin belgelenmesi, imar planı ve mevzuata uyulması, yapı denetim sorumluluğunun kurumda çalışan mimar ve mühendislerce üstlenilmesi ve bu durumun ilgili idareye yazı ile bildirilmesi koşuluyla, projeleri kurumlarınca onaylanmak üzere,18 inci maddede sayılan diğer belgeler aranmadan yapı ruhsatı verilmesine ilişkin hükümler düzenlenmektedir.

Madde 23. Köy yerleşik alanlarında ruhsat başlıklı madde ile belediye sınırları dışında planı bulunmayan köy ve mezraların yerleşik alanlarında valiliklerce afet haritaları yaptırılarak yapı yasaklı alanların belirlenmesi hüküm altına alınmaktadır. Ayrıca, köy yerleşik alanlarında, köy nüfusuna kayıtlı ve köyde sürekli oturanların ihtiyacına yönelik olarak yaptıracakları konut, hayvancılık ve tarımsal amaçlı yapıların yapı ruhsatının valiliklerce düzenlenmesine, bu yapıların projelerinin, yöresel koşullar da dikkate alınarak valiliklerce hazırlanabileceğine yapı denetim hizmetlerinin valiliklerce üstlenileceğine dair hükümler düzenlenmektedir.

Madde 24. Yapıya başlama süresinin ruhsat tarihinden itibaren bir yıl, tamamlama süresinin ise bu süreyle birlikte beş yıl olduğunu açıklayan madde hükümleri ile, bu sürelere uyulmaması halinde verilen ruhsat hükümsüz sayılacağı açıklanmakta ve ruhsat yenileme koşulları belirlenmektedir. Madde hükümleri ile yapıların ruhsat süresi içinde tamamlanmasını hedefleyen düzenlemeler yapılmakta, yapıların henüz yapım aşamasında yıpranmalarının önlenmesi ve sürekli inşaat faaliyetleri ile ortaya çıkan olumsuz çevre etkilerinin ortadan kaldırılması amaçlanmaktadır.

Madde 25. Yapı kullanma izni başlıklı madde ile, yapının inşası tamamlandığında, kullanılabilmesi için, ilgili belediye veya valilikten yapı kullanma izni alınması zorunluluğu açıklanmaktadır. Daha önce sorunlara yol açan kısmi kullanma izni ile ilgili hükümlere bu maddede yer verilmemektedir. Bir parselde birden fazla yapı yapılan hallerde, parselde yer alan her yapı için ayrı yapı kullanma izni düzenlenmesi öngörülmektedir.Ayrıca yapı sorumlularının yapı kullanma izni aşamasında denetimi öngörülmektedir.

Madde 26. Proje ve yapının yapım, uygulama ve denetimi başlıklı madde ile, yapıların mimarı, statik, mekanik tesisat, elektrik tesisatı ve her türlü plan, proje, resim ve hesaplarının hazırlanmasını, bunların uygulanması ve teknik denetiminin ilgili uzmanlık alanlarında eğitim görmüş meslek adamları tarafından yerine getirilmesinin zorunluluğu açıklanmaktadır. 3194 sayılı İmar Kanununda çok net olarak belirtilmeyen bu konu ile ilgili düzenleme, çok sayıda idari yargı kararına neden olmuştur. Kararlar her konuda ilgili dalda uzmanlaşmış kişilerin sorumlu olmasının ülkemizin ve bugün gelinen eğitim düzeyinin gereği olduğunu vurgulamaktadır. Diğer taraftan, yapının her aşamasında ilgili uzmanların sorumluluğunun belirlenmesi deprem kuşağında yer alan ülkemizin yapılanmada dayanıklılığı sağlamak açısından önemli bir konudur.

Ayrıca, ilgili idarelerin ilgili meslek odasının il düzeyinde örgütlenmiş olması halinde, yapı proje ve eklerinin, odaca mesleki denetimden geçirilmesini istemesine dair düzenleme ile de meslek odalarının süreçteki sorumluluğu belirlenmektedir. Böylece, mesleki denetim olarak adlandırılan işlem bir kamu hizmeti olarak yerine getirilmektedir.

İl ve Son nüfus sayımına göre ilçe merkezi nüfusu 50.000'den fazla olan ilçelerde yapı denetim komisyonları kurulması suretiyle, yapılanma ile ilgili sorunların yerinde ve hızlı biçimde çözümlenmesi sağlanmaktadır.

Yapı denetim sorumlularının işverenle doğrudan mali bağı olmaması sağlanmaktadır. Hizmet bedellerinin karşılanması amacıyla, il özel idareleri veya belediyeler adına Bakanlıkça belirlenen bir bankada yapı denetim hesabı açtırılması sağlanmakta ve Yapı denetimi için öngörülen hizmet bedelleri, yapı sahibi tarafından bu hesaba yatırılmaktadır. Hizmet bedelleri, bu hesaptan ilgili idarece ödenmektedir. Böylece, denetimin kamu hizmeti vasfı vurgulanmaktadır.

Madde 27. Siciller başlıklı madde ile, yapı sorumlularının sicilleri ne dair hükümler düzenlenmektedir.

Madde 28. Belediyelerin denetimi başlıklı madde ile belediyelerin planlama ve yapılaşma ile ilgili her türlü iş ve işleminin Bakanlıkça tetkik, teftiş, tahkik edilir ve denetleneceği hükme bağlanarak 1984 yılından beri devam eden bir sorun çözümlenmektedir.

Madde 29. Planlama ve yapılaşmada ilgili idarelerin görev ve yetkisini açıklayan maddede, ilgili idareler, görev ve yetki sınırları içindeki planlama ve yapılaşmanın, bu Kanun ve ilgili mevzuata uygunluğunu sağlamakla, ruhsatsız, ruhsat ve eklerine aykırı yapı yapılmasını ve gecekondulaşmayı engellemek ve bu amaçla her türlü önlemi almakla yükümlü kılınmaktadır. 1580 sayılı Belediye Kanununun da gereği olan bu düzenleme, özellikle kaçak yapılaşmanın denetlenmesi ve engellenmesi yükümlülüğü vurgulanmaktadır.

Madde 30. Ruhsatsız veya ruhsat ve eklerine aykırı yapılar başlıklı madde ile ruhsatsız veya ruhsat ve eklerine aykırı olarak yapılan veya yapılmakta olan yapıların tespiti, durdurulması ve yapılacak işlemler açıklanmaktadır.

Durdurma tutanağının bir nüshası muhtara teslim edilerek, muhtarlıkça durdurma kararına uyulup uyulmadığının kontrolü öngörülerek muhtarlıklar, yapı denetim sürecinin bir kısmı ile ilgili olarak görevlendirilmektedir.

İlgili idarelerin yıkım kararı verilen yapıların süresi içinde yıkılması için gerekli olan araçlar, gereçler, elemanlar ile güvenliğin sağlanmasında diğer kamu, kurum ve kuruluşlarından destek sağlamakla, ilgili kurumların da bu yükümlülüğü yerine getirmek zorunda olduğunu açıklayan madde ile, yıkım işlemlerine hız verilmesi amaçlanmaktadır. Ayrıca bu konuda özel veya tüzel kişilerden kiralama, ihale yoluyla destek sağlanması da düzenlenerek bu amaç vurgulanmaktadır.

Madde 31. Kullanma izni almamış yapılar başlıklı madde hükümleri ile, inşaatın bitme gününün yapı kullanma izninin verildiği tarih olduğu, yapı kullanma izni verilmeyen yapıların kullanılamayacağı, elektrik, su, kanalizasyon, telefon, gaz, doğalgaz gibi altyapı hizmet ve tesislerden faydalandırılamayacağı, yapının inşasına yönelik olarak tesis edilen elektrik, su ve diğer hizmetlerden iskan amaçlı olarak faydalanılamayacağı hükme bağlanmaktadır. Bu hükümle amaçlanan, yapı kullanma izni alınmamış yapıların kullanımının engellenmesidir.

Madde 32. Cezalar başlıklı madde ile planlama ve yapılaşmada Kanun hükümlerine aykırı yapılan iş ve işlemlerle ilgili cezai yükümlülükler açıklanmaktadır. Para cezalarının yanı sıra, tüm sorumluların, hürriyeti kısıtlayıcı cezai yükümlülükleri de düzenlenmekte ve caydırıcılık sağlanmaya çalışılmaktadır. Para cezalarının hesaplanma kriterleri de belirlenmek suretiyle bu konudaki bir boşluk ve keyfi uygulamalar ortadan kaldırılmaktadır.

Madde 33. Belediyelerde görevlendirilecek elemanlar başlıklı madde ile, belediyelerin, nüfusları ile ekonomik ve sosyal gelişme durumlarına göre beş gruba ayrılması ve oluşturulan belediye grupları itibariyle belirli özelliklere sahip teknik elemanları Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren 2 yıl içerisinde istihdam etmekle yükümlü kılınmaktadır. Böylece belediyelerin en azından eleman yapısı itibariyle güçlendirilmeleri ve Kanun kapsamında yapılacak iş ve işlemlerin uygunluğu sağlanarak kalitenin artırılması hedeflenmektedir.

Gerekli teknik elemanların istihdam edinceye kadar belediyelere teknik yardım kuralları da ayrıca düzenlenmektedir.

Madde 34. Harçlar ve katılım payları başlıklı madde ile, imarla ilgili harçlar ve harcamalara katılma paylarının belediye sınırları içinde belediye, belediye sınırları dışında kalan alanlarda valiliklerce tahsil edileceği, tahsil edilen para cezaları, harç ve katılım paylarının bu Kanunla valiliklere verilen görevlerin yerine getirilmesi amacıyla imarla ilgili işlerde kullanılmak üzere Bayındırlık ve İskan Müdürlüğü hesabına aktarılacağı hükme bağlanarak valilik görev alanında imar faaliyetlerinin kanuna uygunluğu için mali kaynağın sağlanması hedeflenmektedir.

Madde 35. Yürürlükten kaldırılan kanunlar belirtilmektedir. Ayrıca, Af Kanunu olarak bilinen 2981 sayılı Kanunla ilgili iş ve işlemlerin 1 yıl içinde tamamlanması ve Kanunun yürürlükten kaldırılması hüküm altına alınmaktadır. Böylece 2981 sayılı Kanun işlemlerinin de amacına uygun olarak ve süresi içinde tamamlanması öngörülmektedir.

Madde 36. Yönetmelik maddesi ile, Kanunun uygulanması için gerekli Yönetmelik düzenlemelerinin altı ay içinde Bakanlıkça yapılması öngörülmektedir..

Geçici Madde 1. Uygulamada sorun yaratan mücavir alan kaldırıldığından, mevcut mücavir alan sınırları ile ilgili düzenleme yapılmaktadır. Bu konuda ana hedef, mevcut mücavir alanların belediye sınırına dönüşmesidir. Bu sağlanmadığı takdirde bu sınırlar valilik denetimindeki alanlara dahil edilmekte yetki ve uygulama boşluğu kalmamaktadır.

Geçici Madde 2. Kanunla çevre düzeni planı kaldırıldığından, Kanunun yürürlüğe girmesinden önce onaylanmış çevre düzeni planlarının alt bölge planı olarak geçerli olduğu onaylı imar planları ile ilgili yapılacak işlemlerin yönetmelikte belirleneceği hükme bağlanmaktadır.

Geçici Madde 3. Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce İmar Planı Yapım Yeterlilik Belgesi almış veya resmi kuruluşta çalışmakta olan ve almaya hak kazanmış olan mimarların plan müellifliğine ilişkin kazanılmış hakları düzenlenmektedir..

Geçici Madde 4. Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce hazırlanmış beş yıllık imar programlarının geçerliliği ve bu kanuna göre yapılacak işlemler açıklanmaktadır.

Geçici Madde 5. Kanunun yapı denetimine ilişkin hükümlerinin bir pilot uygulama olan 595 sayılı Kanun Hükmünde Kararname kapsamı dışında kalan alanlarda uygulanacağı hüküm altına alınarak geçiş süreci zamana bırakılmaktadır.

Geçici Madde 6: Belediye sınırları dışında alınacak harç miktarları ve katılım payları ile ilgili yasal düzenleme yapılıncaya kadar alınacak harç miktarları ve katılım payları, ilçe sınırları itibariyle düzenlenmektedir. Harçların 2464 sayılı Kanuna göre belirlenen belediye grupları esas alınarak, o ilçe merkez belediyesinde uygulanan miktar kadar uygulanmasına dair düzenleme ile bir boşluk giderilmektedir.

Madde 37. Yürürlük maddesidir.

Kanun hakkındaki görüşlerinizi bildirmek için tıklayınız

Derleme: Cüneyt Çakar / Ege Üniversitesi - Peyzaj Mimarı