Toprak pH’sı, bir toprak
çözeltisindeki asitliği veya alkaliliği tanımlayan bir ölçüdür. Asitliğin
miktarı öncelikle H+ ve OH ֿ
iyonlarının konsantrasyonlarına bağlıdır. Toprak daha fazla asidik
olurken H+ iyonları konsantrasyonu artar, bunun sonucunda pH
azalır. pH=7’de H+ ve OH ֿ
iyonlarının konsantrasyonları birbirine eşittir. pH,
logaritmik birim şeklinde ölçülür. pH bir birim artarsa, H+
konsantrasyonu 10 kez azalır. Örneğin, pH 4’te pH 7’ye göre 1000 kere
fazla H+ iyonu vardır
pH
Asit
H +
konsantrasyonu
Alkali
OH ֿ
konsantrasyonu
Çok asit
1
0,1
0,0000000000001
4
0,0001
0,0000000001
5
0,00001
0,000000001
6
0,000001
0,00000001
Nötr
7
0,0000001
0,0000001
9
0,000000001
0,00001
Çok alkali
13
0,0000000000001
0,1
pH kademeleri 0-14
arasındadır. 0 aşırı asit, 14 aşırı alkalidir. Ancak toprak tepkimesinin
normal aralığı, 5-8,5 olup bunun üstünde ve altındaki değerler birçok bitki
için ciddi sorunlar oluşturur. Toprak pH’sı labortuvar şartlarında, pH-metre
olarak adlandırılan cihazlarla ölçülerek belirlenir. Araştırıcılar
tarafından, toprak reaksiyonu ile ilgili olarak –birbirine yakın olmakla
birlikte- çeşitli sınıflandırmalar yapılmıştır.
Reaksiyon sınıfi
pH
Reaksiyon sınıfi
pH
Ekstrem Asit
4,5
Nötr
6,6-7,3
Çok Kuvvetli Asit
4,6-5,0
Hafif Alkali
7,4-7,8
Kuvvetli Asit
5,1-5,5
Orta Alkali
7,9-8,4
Orta Asit
5,6-6,0
Kuvvetli Alkali
8,5-9,0
Hafif Asit
6,1-6,5
Çok Kuvvetli Alkali
9,0
Toprak pH’sı doğrudan
ve/veya dolaylı olarak toprak içerisinde meydana gelen birçok fiziksel,
kimyasal ve biyolojik olayı etkiler. Toprak reaksiyonu ile toprak canlıları
arasında sıkı bir ilişki mevcuttur; örneğin mantarlar 4-5, bakteriler ise
6-8 pH derecelerinde daha etkindir. Ayrıca pH derecesi, toprakta mevcut
bitki besin maddelerinin bitki için yarayışlılığında önemli rol
oynamaktadır. Örneğin; azot, fosfor ve potasyumun bitkiler tarafından alımı
açısından en uygun değerler 6,5-7,5 arasıdır. Fosfor, 6.0’dan düşük pH
değerlerinde Al ve Fe ile, 7,5’den büyük değerlerde ise Ca ile bağlanır. Bu
nedenle bitkiler tarafından alınması zorlaşmaktadır. 5,0’dan küçük
değerlerde, Al ve Mn bitkiler için toksik etki yapmaktadır. 7,5 den büyük
değerlerde ise; Fe, Cu, Zn, Mn gibi mikro elementler çözünemez forma
geçtiğinden, bitkiler için yarayışlılığı yüksek oranda azalmaktadır.
Kısacası toprak tepkimesi; pedogenetik bakımdan, toprak oluşumu ve
gelişimi; ekolojik açıdan da besin maddeleri ekonomisi üzerinde önemli
rollere sahiptir
Yukarıda aktarılmaya
çalışılan nedenlerden dolayı toprak pH’sının bilinmesi ve düzenlenmesi,
bitki beslenmesi açısından büyük önem taşımaktadır. Genellikle alkali
karakterli topraklarda; ortamdaki H+ iyonları konsantrasyonunu
arttırmak ve/veya mevcut H+ iyonlarını aktif hale geçirmek için,
toprağa toz kükürt ve organik madde ya da jips uygulaması yapılır. Toprak
tepkimesinin düşük olduğu durumlarda ise, kireçleme yapmakta yarar vardır (Bkz.
Kireç)
Tuzluluk
Toprak tuzluluğu kavramı,
birim hacımdaki toprakta bulunan çözünebilir tuzların miktarını belirtir.
Genellikle Cl ֿ
ve SO4 ֿֿ
anyonlarının iki değerlikli katyonlarla, özellikle Ca++,
Toprağın tuz içeriği
laboratuvar koşullarında, elektriki geçirgenlik ölçüm cihazıyla belirlenir
ve elde edilen verilerin değerlendirmesi aşağıdaki sınıflandırmaya göre
yapılır
Tuzluluk Sınırı (mS/cm)
Tanımlanması
2
Tuzsuz
2-4
Az Tuzlu
4-8
Orta Tuzlu
8-16
Çok Tuzlu
16
Aşırı Tuzlu
Tuzluluğa yol açan
etmenler; anamateryal, topoğrafya, kapalı havzalar, iklim, taban suyu ve
hatalı sulama ve gübrelemedir. Ayrıca tuz içeriği yüksek olan sulama suyu
da zaman içerisinde, toprakta tuz birikimine yol açabilir. Tuzluluğun
meydana getirdiği zarar, bilhassa yıllık yağışın düşük olduğu kurak bölge
topraklarında daha fazladır. Doğal koşullardaki tuz birikimi iki şekilde
meydana gelir. Bunlardan Birincisi, yağış sularının, geçtiği yerlerdeki
çözünebilir tuzları eriterek birikme havzalarına taşıması; diğeri ise,yüksek sıcaklık altında, toprak suyunun buharlaşıp kapillarite ile
yüzeye çıkması ve yükselirken beraberinde tuzları da yüzeye taşıyarak
burada biriktirmesidir. Tuzlu topraklar iki şekilde meydana gelmektedir.
Bunlardan Birincisi, sularla taşınan çözünmüş tuzların toplama havzalarında
çökelmesiyle; diğeri ise, denizlerden arta kalan sedimentlerin etkisiyle
oluşan tuzlu topraklardır
Ağaç ve çalıların en
iyi yetiştikleri toprak tuzluluk sınırı 2,0 mmhos/cm’nin altındadır. Tüm
ağaçlar toprakta bulunan yüksek orandaki tuzdan zarar görür. Çünkü
tuzluluk, toprakların stürüktürünü olumsuz yönde etkiler. Ayrıca toprak
suyunun ozmotik potansiyelini arttırarak bitki köklerinin su alımını
engeller. Bunların dışında çözünebilir tuzların yapısında, yüksek oranda
bulunan sodyum, klor ve bor gibi bazı elementler bitkiler için toksik etki
(zehir etkisi) gösterir.
Kireç
Topraktaki kireç
miktarı bitkiler için önemlidir. Temel kireç bileşikleri; kalsiyum ile
magnezyum karbonatlar ve dolomittir. Laboratuvar koşullarında, karbonat
miktarı nicel olarak belirlenerek % toplam CaCO3 miktarı
cinsinden ifade edilir. Toprak kireç içeriği sınıflaması genel olarak
aşağıdaki gibi yapılmaktadır
Tanımlanması
2
Tuzsuz
2-4
Az Tuzlu
4-8
Orta Tuzlu
8-16
Çok Tuzlu
16
Aşırı Tuzlu
Tuzluluğa yol açan
etmenler; anamateryal, topoğrafya, kapalı havzalar, iklim, taban suyu ve
hatalı sulama ve gübrelemedir. Ayrıca tuz içeriği yüksek olan sulama suyu
da zaman içerisinde, toprakta tuz birikimine yol açabilir. Tuzluluğun
meydana getirdiği zarar, bilhassa yıllık yağışın düşük olduğu kurak bölge
topraklarında daha fazladır. Doğal koşullardaki tuz birikimi iki şekilde
meydana gelir. Bunlardan Birincisi, yağış sularının, geçtiği yerlerdeki
çözünebilir tuzları eriterek birikme havzalarına taşıması; diğeri ise,yüksek sıcaklık altında, toprak suyunun buharlaşıp kapillarite ile
yüzeye çıkması ve yükselirken beraberinde tuzları da yüzeye taşıyarak
burada biriktirmesidir. Tuzlu topraklar iki şekilde meydana gelmektedir.
Bunlardan Birincisi, sularla taşınan çözünmüş tuzların toplama havzalarında
çökelmesiyle; diğeri ise, denizlerden arta kalan sedimentlerin etkisiyle
oluşan tuzlu topraklardır
Ağaç ve çalıların en
iyi yetiştikleri toprak tuzluluk sınırı 2,0 mmhos/cm’nin altındadır. Tüm
ağaçlar toprakta bulunan yüksek orandaki tuzdan zarar görür. Çünkü
tuzluluk, toprakların stürüktürünü olumsuz yönde etkiler. Ayrıca toprak
suyunun ozmotik potansiyelini arttırarak bitki köklerinin su alımını
engeller. Bunların dışında çözünebilir tuzların yapısında, yüksek oranda
bulunan sodyum, klor ve bor gibi bazı elementler bitkiler için toksik etki
(zehir etkisi) gösterir.
KİREÇ
Topraktaki kireç
miktarı bitkiler için önemlidir. Temel kireç bileşikleri; kalsiyum ile
magnezyum karbonatlar ve dolomittir. Laboratuvar koşullarında, karbonat
miktarı nicel olarak belirlenerek % toplam CaCO3 miktarı
cinsinden ifade edilir. Toprak kireç içeriği sınıflaması genel olarak
aşağıdaki gibi yapılmaktadır
Toprak Kireç
İçeriği
% CaCO 3
Az Kireçli
0-4
Orta Kireçli
4-8
Kireçli
8-15
Çok Kireçli
15-30
Çok Fazla Kireçli
30-55
Marn
55
Kireç miktarının
artmasıyla birlikte toprak pH’sı da yükselir. Kireç oranı yüksek olan
topraklarda, pH 8,5’e kadar Ca++ katyonu başat durumdadır.
Toprakta Ca++ katyonu konsantrasyonu yükseldikçe ortamdaki
alınabilir fosfor ve demir iyonları kalsiyum ile çözünemez formda
bileşikler oluşturur. Yüksek kireç içeriğine sahip topraklarda, bitkilerde
kireç klorozu olarak adlandırılan ve demir noksanlığından kaynaklanan
sararmalar meydana gelir
Kireç miktarının yüksek
olması kadar, çok düşük olması da bitki beslenmesi açısından sakıncalıdır.
Çünkü kalsiyum bitki hücre duvarlarının yapısında yer almaktadır. Ayrıca
topraktaki kalsiyum karbonat; toprak kırıntılılığını, biyolojik aktiviteyi
arttır ve toprak profilinin yıkanmasını güçleştirir. Bu nedenlerden dolayı
kireç miktarı çok düşük olan topraklarda kireçleme yapılması gerekir.
Kireçleme materyali olarak CaO, CaOH2, CaCO3 ve
dolomit kullanılmaktadır
BU
ÖLÇÜTLERİN ARAZİDEKİ UYGULAMALARI
pH ve
Tuzluluk Ölçümü
Ön etüd çalışmalarında,
pH ve tuzluluk ölçümü için arazi kitleri yaygın olarak kullanılmaktadır.
Ancak, bu kitlerle yapılan ölçümler yaklaşık olarak sonuç vermektedir.
İdeal sonuçların elde edilebilmesi ise laboratuvar analizleriyle mümkündür
Cep ph-metre ve
kondüktometreleriyle 1:1 vb. oranlarda toprak-saf su karışımların pH ve
elektriki geçirgenliği ölçülebilir. Ayrıca özel olarak hazırlanmış
“indikatör çözeltileri veya kağıtları”ndan da yararlanılabilir. Kitlerin
üzerinde ya da kullanma kılavuzunda verilen sınıflandırma bilgileri veyahut
renk skalaları ile değerlendirme yapılır.
Kireç Ölçümü
Arazide topraktaki kireç
miktarının belirlenmesi için genellikle 1/10 seyreltik HCl kullanılır. Bir
saat camı üzerine alınan ince toprak örneği üzerine 5-6 damla asit
damlatılır. Meydana gelen kabarmanın şiddetine ve süresine göre toprağın
kireç içeriği kabaca aşağıdaki tablodan belirlenir.
Toprağın kabarma
şekli ve süresi
% Kireç
Kireç tanıtımı
Hafif topraklar
Ağır topraklar
Kabarma Yok
0
0
Kireçsiz
Çok zayıf reaksiyon
0,2
0,4
Çok az kireçli
Zayıf, sürekli
olmayan kabarma
0,2-1
0,4-1,5
Az kireçli
Belirgin fakat
sürekli olmayan kabarma
1-10
1,5-10
Kireçli
Kuvvetli, sürekli
kabarma
10-20
Fazla kireçli
Çok kuvvetli ve
sürekli kabarma
20
TOPRAĞIN pH, TUZ, KİREÇ DURUMU ve TÜR SEçimİ
Tür seçimi konusunda;
toprağın pH’sı, tuzluluğu ve kireç miktarı mutlaka göz önünde
bulundurulması gereken önemli ölçütlerdir. Ancak Bitkilerin yaşamında tüm
ekolojik faktörler birbirleriyle sıkı bir ilişki içerisinde bulunmakta ve
her biri önem taşımaktadır. Bu nedenle bir toprağın pH, tuzluluk ve kireç
miktarı değerleri irdelenirken değerlendirme, mutlak surette diğer ekolojik
faktörler ve toprak özellikleri de göz önünde bulundurularak yapılmalıdır
Toprak pH’sı,
tuzluluğu ve kireç miktarı bakımından türlerin isteklerinin belirlenmesi
amacıyla pek çok bilimsel çalışma gerçekleştirilmiştir. Ancak elde edilen
araştırma sonuçları, çalışmanın yapıldığı yörenin içinde bulunduğu ekolojik
koşullar için geçerlidir. Bu nedenle literatür incelemelerinden elde edilen
bilgilerin, söz konusu ekolojik şartlarda ya da benzeri koşullar altında
geçerli olabileceğini kesinlikle unutmamak ve buna göre değerlendirme
yapmak gerekir.
Ayrıca ön etüd
çalışmalarında, incelemesi yapılan sahadaki birtakım özelliklere dikkat
etmek suretiyle toprağın pH, tuzluluk ve kireç miktarı ile ilgili bazı
fikirler edinmek mümkündür. Örneğin orman altındaki diri örtü pH’ye daha
duyarlı olduğundan, bitki örtüsüne bakılarak da pH konusunda bir yargıya
varılabilir. Örneğin, karaçam sahalarında bu türe eşlik eden defne yapraklı
laden (Cistus laurufolius) ile kızılçam sahalarında bulunan diğer laden
türü (Cistus creticus), birer müşir (indikatör) bitki niteliğindedir.
Tuzlu toprakların olduğu
sahalarda, ılgın (tamariks) gibi halofit yani tuzcul Bitkilerin dışında
başka türlere rastlamak mümkün değildir. Ancak Halepçamı, okaliptus, iğde,
palmiye ve hurma gibi bazı türlerin tuza dayanıklılığının diğer türlere
göre daha fazla olduğu bilinmektedir.