|
|
 |
 |
|
Peyzaj Mimarlığında Tasarım Eğitimi - 1 |
PEMÖT
Sempozyum sunumu
03 Mart 2003
Perşembe
Tasarım kendiliğinden göreceli ve kişisel bir kavram olduğu
gibi tasarım eğitimi de bağlı olduğu bölümlerin ihtiyaçlarına
göre şekillenmektedir. Tasarım eğitimi bağlı olduğu tek bir
disiplin çerçevesinde bile bir çok farklı unsur içerir.
Tasarım eğitiminin içeriği ve yetkinliği öğrencinin hayal
gücüne, bakış açısına, algısına, değerlendirme ve yeniden
kurgulama yeteneğine bağlı olarak şekillenmelidir. Bu nedenle
tasarım eğitiminin öğrencinin özelliklerine göre
yönlendirilmesi başarıyı artıracaktır.
Tasarım gündemle, zamanla, toplumsal ve kişisel olarak sürekli
değişim içindedir. Dünyada hiçbir varlığa tek bakış açısı, tek
model, tek kuram, tek hedef ve tek çerçeveyle bakamayız.
Dolayısıyla tasarım eğitimine çok yönlü bakabilmek eğitim
sorumluluğunun ilk ilkesi olmalıdır. Tasarım eğitiminde
eğiticilere düşen, özgürlüklerin öğrenci ve eğitici arasında
cesaret kırıcı olmadan öğrenci-yaratıcının öznelliğinde
kültürel fenomen olarak mimarlığın karmaşıklığının
değerlendirilmesidir.
Peyzaj mimarlığı eğitimi; öğrencilere snatsal ve kültürel
tasarım bilgisi, tasarım ve fiziksel form olarak problemleri
analiz etme yeteneği, tsarımı bir yapı işine çevirmek için
teknik donanım ve profesyonel projeler için yetenek ve bilgi
kazandırmalıdır. Özellikle stüdyoda öğrencilerin analitik ve
eleştiri yeteneğini geliştirici ve yaratıcı potansiyelini
artırıcı çalışmalarla tasarım disiplinlerinin ve planlarının
uygulamalarla kültürel olarak şekillenmesi sağlanmalıdır.
Genel Bakış:
Günümüzde tasarım, globalleşmeye, yeni teknolojilere, çevresel
faktörlere, ilgili mesleki disiplinlere, değişen geleneklere
bağlı birbirinin yerini alan trendlere göre sürekli
değişmektedir. Dolayısıyla Peyzaj mimarlığında tasarım eğitimi
de, değişim ve sorunlara cevap veren, tasarım yayınlarını ,
yenilikleri takip eden ve değişen global değerlere bağlı
olarak geleceğin kompleks çevresine hazır olan öğrenci
merkezli bir yapıya kavuşturulmalıdır.
Yanlızca Peyzaj mimarlığının teknik bilgisine sahip olmanın,
ilerde tasarımın getireceği pratik soruları yanıtlamakta
yeterli olmayacağı bilinmektedir. Eğitimin pratiği bu konudaki
kabullere dayanmakta, tasarım eğitimine farklı yaklaşımların
temelinde, çoğu zaman açığa vurulmayan kavramsal çerçeveler
yer almaktadır. Bazen felsefi ve bilimsel, bazen mistik ve
yarı dinsel olan bu çerçeveler belirli bir mimari yaklaşımı ve
mimarlık pratiğini belirginleştirmek için gerekli zihinsel
araçları ve kavramları sağlarlar. Daha mimarlık eğitimi
sırasında karşımıza çıkan bu çerçevelerden birini sorgulamadan
benimsemek yerine tasarım ve tasarım eğitimi üzerine düşünmeye
başladıktan sonra başvurabileceğimiz, sınırları belirli bir
uzmanlık alanından çok, bir kuramsal çerçeveler labirentidir.
Bu labirentten çıkış yolu bulamayıp bazen içiçe geçmiş gibi
görünen, bazen ulaşılmaz olan sayısız yaklaşımın varlığını
kabullenmek ve kişisel eğilimlerimize uygun düşen bir seçim
yapmak ya da deneme yanılma yoluyla bunu benimsemek sıkça
karşılaşılan bir durumdur. Yapılan araştırmalar, tasarım
eğitimiyle ilgili olan labirenti daha da büyütüp içinden
çıkılması zor bir hale gelmeyi sağlamıştır.
Kısacası, eğitim başlı başına başı sonu olmayan bir konudur.
Bir de tasarımın düşünsel boyutu ve kişiselliği eklendiğinde,
‘Tasarım Eğitimi’ nden bahsetmek biraz karmaşık bir hal
almaktadır. İçiçe geçmiş bu çerçeveler bütünlüğünü en iyi
şekilde aralayıp, - bir öğrenci olarak- hala tartışılmakta
olan ( hiçbir zaman da kesin çerçeveler içine alınamayacağı
hepimiz tarafından bilinmektedir) "Peyzaj mimarlığında
tasarım eğitimi nasıl olmalı?" sorusuna en uygun cevabı bulmak
açıkçası biraz zor gözükmektedir.
Sonuçta bu çalışmayla, kuramsal çerçeveler içinde yer alan
tasarım eğitimi kabul edilen yaklaşımlara göre
değerlendirilip kişisel olarak "olması gereken" belirlenmeye
çalışılmıştır. Günümüzün sürekli değişen ortamında,mimarlıktan
beklenenlerin nitelik ve boyutları da değişmektedir. Bununla
beraber, tasarım eğitiminin verdikleriyle, bu eğitimden
beklenenler arasındaki çelişkilerde artmaktadır. Kullanıcılar,
ihtiyaçlarındaki değişimlere uyum sağlayabilen, doğayla
bütünleşebilen ve bu özelliklerini geniş zaman dilimlerinde
koruyabilen çözümler istemektedir.
Tüm bu
beklentiler, mimarlık bölümlerinin, öğrenci seçiminden,
öğrenci ve öğretim elemanı yetiştirmeye kadar, eğitim ve
öğretim programlarının gözden geçirilerek, yeniden
belirlenmeleri gereğini ortaya koymaktadır.
Konuşmacı :
Işıl Ünal-İ.Ü Peyzaj Mimarı |
|
|
|
 | |
|