|
|
 |
 |
|
Paris' te küçük bir Çocuk Oyun Parkı |
Paris 'e geleli 3 gün
olmuştu. Notre Damme Kilisesi'ni gezmiştik ve onca merdivenden sonra dinlenecek
ve yemek yiyecek bir yer arıyorduk; saat akşam 6: 30 sularıydı.. Paris'in bizim
için en kötü yanı damak tadımıza uygun yiyecekler bulamamızdı. Belki bir Türk
lokantası buluruz ümidiyle Notre Damme 'ın arka sokaklarında gezinirken harika
birşey oldu! Sonunda bir market görmüştük. Harika birşeydi bu çünkü Paris'in
merkezinde bakkal, market görmek mümkün değildi. Ama sonunda gizemli yollardan
geçerek bulmuştuk marketimizi.
Bol kalorili bisküvileri , çikolataları, gazlı
içecekleri, meyveleri çantalarımıza doldurup örümcek ağından daha da karışık
metroya dalmak üzereyken birşey gözüme çarptı. Orada , ağaçların arkasında küçük
bir park vardı. Eşime "hadi şu parkta dinlenelim, hem yemek yeriz hem de ben
biraz fotoğraf çekerim" dedim. Bu Paris'te küçük bir parkın hikayesi; belki
küçük ama şirin bir park...
Sade, yeşil bir kapıdan içeri girdik. Şöyle bir
çevreye baktım , park tamamen demir parmaklıklarla çevriliydi. Nedeni: oyun
alanının küçük beylere ve hanımefendilere hizmet vermesiydi ve dışarıda yoğun
bir trafik vardı. Koşuyolu'nda oğlum Mert'i götürdüğümüz park da ahşap çitlerle
çevriliydi ama kapıları yoktu. Ayrıca firar edecekler için birçok kaçış noktası
mevcuttu. Ah bu yaramazlar....Tehlike nerde onlar orada! Kapı ve demir parmaklıklar doğru
fikir Ordaki tabela neymiş bakiim? Sanırım park kuralları. Fransız' cam malesef "0".
Birkaç kelime öğrendim gerçi; bonjour, bonsoir..
Fakültenin 2nci sınıfında okurken
bir gece bir rüya görmüştüm. Kendi yaptığım bir parkta bir bankta oturuyorum.
Ayağımın altında bir pedala basıyorum, pedal dik bir demiri çeviriyor,
gözlerimle demirin üzerinde ucuna doğru yol alıyorum ve bir bakıyorum ki atlı
karıncaya benzer birşey hareket ediyor.Üstünde oturan çocuk neşeyle bana bakıp
gülümsüyor...Evet! Yandaki resimdeki güzel oyuncakları görünce bu rüya canlandı
kafamda. Çok basit ama güzel. Bu detayların fazlasını ülkemizde görmek mümkün
ama ben bu gördüğümde duyduğum samimiyeti dile getirmek isterim
Birşeye dikkatinizi çekmek istiyorum: EĞİM! Kaydırağın eğimi çok mantıklı;
ucuna doğru eğim sıfıra yaklaşıyor. Bizdeki kaydıraklarda çocuk 1 metre uçup
sonra yere konuyor. OĞLUM UÇUYOOOR !!! Çok ciddiyim. Bu eğime dikkat
bence. Ikinci nokta merdivenler. Küçük bacaklar için uygun. Yine kıyaslayacağım
malesef - bizdekilere ben tırmanamıyorum ama Mert her nasılsa çözdü olayı. bravo
oğluşuma. Üçüncü dikkat çekici detay kaydırağın başlangıcındaki paravanlar.
Kaymaya başlamadan önce dengeyi kaybedip düşmemek için. Güzel. Etrafında dönelim
biraz..
Aynı
oyun elemanına 5 adım yandan bakıyoruz. Arkadaki pano mıknatıslı bir oyun. Daha
önce görmediğim için oyunun kurallarını bilmiyorum. Zemin bizdeki gibi kum
değil. Kauçuk! Yürürken esniyor ve harika bir yumuşaklık hissediyorsunuz. Aklıma
okulda okuduğumuz bir dersten notlar geldi.
Abraham Moscow'un ihtiyaç
piramidiyle ilgiliydi dersimiz. . Hocamız şunları söyledi konuyu anlamamız
için"eğer açlık çeken bir yere havuz yaparsanız ertesi gün o havuzun bütün
taşlarını halk söker; eğer yüksek gelirlilerin yaşadığı yere bir park yaparsanız
daha fazlasını isterler, örneğin bir anfi tiyatro". Abraham Moscow entellektüel
ihtiyaçlardan önce barınma, güvenlik , meslek, sosyal statü - kendini kabul
ettirmenin geldiğini savunuyordu.
Peyzaj Mimarisinin ürünleri her ne kadar toplum için elzem de olsa yaşanılan
hayatların zorluğu bu ürünleri hakaret olarak görmeye kadar varabiliyor. Yani
vatandaş yiyecek ekmek bulamazken evinin önüne yapılan parktaki havuzun ışıkları
, tabelaları yer döşemeleri kendisini aşağılarmışcasına üzerine gidiyor...sonuç:
parkta yoğun imha.
Bu benim teorim değil. Hocamızın söyledikleri ve buna
katılıyorum hatta şahit oluyorum. Bu sözlerin üzerine şöyle bir soru soruldu
hocamıza : " peki ne yapalım? parkı yapmayalım mı ? ya da nasıl bir park
yapalım?" Cevap şöyleydi: " En iyisini yapmaya devam edeceksiniz. O kişiler
bunun onlar için iyi olduğunu anlayana kadar..."
Eveet
bir 4 adım daha attım ve deklanşöre bastım. Ahşap işçiliği gerçekten güzel. Meşe
kullanılmış.Tırmanma ipi dağcıların kullandıklarına benzer polyester bir
halat. Etrafında biraz daha dönüyorum; Tırmanma ipinin olduğu yerde tutunma barları
var. Asma köprü ve tırmanma ağı güvenli görünüyor. Yükseklikler
abartılmamış..
Son söz : Gitme vaktinin geldiğini farkettik. Bu park ,etrafındaki
ağaçlarla , içindeki insanlarla, tüm sadeliğiyle bize huzur verdi. Kendimizi
evimizde gibi hissetmemizi sağladı. Bir ressam yaptığı eserine o anlardaki
duygularını görünmez bir fırçayla kazır. Bizler bakınca hissederiz o duyguları.
Tarif etmek güçtür; sihirli bir şeydir bu. Bu park da onu yapan ellerin ve
içinde yaşayanların duygularını bize yansıttı.
Paris'te küçük bir parkta geçen kısa zamanın notlarıydı
bunlar..
30/10/2002
Yazan :
Cenk Çağdaş
( İ.Ü/Peyzaj mimarı )
|
 | |
|