Kent parkları
bugünkü öncelikli rekreasyonel rollerinden sıyrılıp, toplumsal
gelişmeyi katalize edecek yeni rollere bürünebilselerdi,
şehirlerimizin gelişmesi ve zenginleşmesi yolunda başlıca bileşen
olurlardı. Parklar ve parkları çevreleyen alanlar yalnızca doğayla
ilişki kurulan yerler değil, aynı zamanda sosyal ve kültürel alışveriş
yapılan yerler olmalıdırlar. Bir park; pazar yerleriyle, paten kayan
insanlar ve oyun oynayan çocukların yaptığı fiziksel aktivitelerle,
sanatsal ve toplumsal olaylar ile veya sadece arkadaşlarıyla gezinen
gençlerle hayat bulur.
Parklar çok uzun
yıllar boyunca dünyanın birçok kentinde, şehirlerin başarısını
şekillendiren çok önemli etkenler olmuşlardır. İlk ‘formal’ parklar,
New York’taki Central Park örneğinde de olduğu gibi, 19’uncu yüzyılda
yoğun ve kirli kent yaşamıyla kontrast oluşturması amacıyla pasif
yeşil alanlar olarak yaratılmışlardır. Bununla birlikte uzun vadede bu
alanlar, gidilecek önemli hedefler ve yerler haline gelmişlerdir.
Central Park’taki The Sailboat Pond bu tür yerlere iyi bir örnek
teşkil eder; hem bir buluşma noktası hem de doğanın tadına varılan bir
mekandır.
Daha sonraları
parklar; kent meydanları, yeşil kuşaklar, kısacası kent içinde yol
veya bina olmayan hemen hemen herşeyi kapsayan, daha geniş ve
birbirleriyle bağlantılı ‘açık alan sistemleri’ olarak planlandılar.
Bu da, açık alanların kente faydalarının kısmen de olsa anlaşıldığının
bir göstergesidir. Fakat birçok şehirdeki kamu alanları ve kent
yaşamının kalitesi gözlemlendiğinde, söz konusu yaraların gerektiği
gibi idrak edilemediğini görüyoruz.
Günümüz kent
parklarının içeriği, gençlere, yaşlılara veya yalnızca oturma/yürüyüş
amacı güden kullanıcılara çekici gelmeyen birkaç aktiviteden
ibarettir. Çoğunlukla gölgeli bir yer veya bir sandviç ya da bir
fincan kahve satın alınabilecek bir yer bile bulunmamaktadır. Buradaki
tehlike; insanların parkları kullanması için ne kadar az sebep olursa
o kadar az insanın parkları kullanacağı ve de parkların zamanla
önemini yitireceği gerçeğidir.
Önemli kamu alanları
olan parkların yaratılmasında çeşitli adımlar vardır. İlk adım,
toplumun ilgi gösterdiği konuların belirlenmesi ile başlar. Bunun
belirlenmesinin ardından, parkın plan ve programının geliştirilmesi
için kullanıcıların meziyet ve ilgi alanlarının nasıl kullanılması
gerektiğine karar verilir. Tüm bunlar kullanıcıların parklara bakış
açısının gelişmesini sağlar.
Parkların nasıl
kullanıldığının gözlemlenmesi ve bireylerin park kullanımını algılama
şeklinin belirlenmesi de, başarılı alanlar yaratma yolunda anahtar
elemanlardır.
Başarılı bir park,
farklı yaş grupları ve kullanıcı topluluklarına hitap edebilen birçok
aktivite sunar. Parkın öncelikle sahip olması gereken özellik; alana
ulaşımın kolay olması ve alanın çevreyle bağlantılı
olmasıdır-ulaşılabilirlik. Ayrıca park güvenli, temiz ve çekici olmalı
ve oturacak yerler bulunmalıdır-rahatlık ve görünüm. Hepsinden
önemlisi de parkın sosyallik özelliğidir; park başka insanlarla
karşılaşma, tanışma, buluşma aktivitelerinde de hizmet etmelidir. Bu
prosesin son ve en mühim kısmı ise değişiklikler yapmaktır; parkta
değişiklikler yapma ve bu değişikliklerin kullanımı nasıl etkilediğini
gözlemleme şeklinde uygulanır.
Günümüzde bazı
şehirlerde parkların, kent yaşamının kalitesine çarpıcı biçimde
katkıda bulundukları anlaşılmaya başlanmıştır. Parkların,
mahallelerin/semtlerin kültürel yaşamlarıyla bütünleştirilerek ve
bakım, yeni programlar, hatta bazı durumlarda dizayn hakkında
kullanıcılara sorumluluklar verilerek , hiç umulmadık yerlerdeki
parklarda bir canlanma, yenilenme görme şansına sahip olunmuştur.
Aşağıda, kentsel
alanların olumlu yönde değişimine yol açan birkaç park örneği
verilmiştir:
Union Square Park, New York
New York’taki Union Square
Park, tarih boyunca değişik zamanlarda oteller, tiyatrolar ve moda
için bir merkez, işçiler, komünistler, anarşistler ve sosyalistlerin
sıkça buluştuğu ve münazara ettiği bir yer olmuştur. 1970’lerin
başıyla birlikte park ve çevresi gözden düşmüş ve istenmeyen
aktivitelerin mekanı haline gelmiştir. Yakın zamanda park, tarihsel
özellikleri korunarak restore edilmiştir. (...)
Laguna Beach, California
Lineer bir park ve
yürüyüş bandından oluşan alanda her yaş grubu için aktiviteler
mevcuttur: basketbol gibi küçük ölçekli spor alanları, çocuklar için
tırmanma elemanları, oturma ve oyun alanları, gezinti yolları, kafeler,
dikkat çekici çiçek parterleri ve Peyzaj görünümleri bunlardan
birkaçıdır.
San Bernardino, California
Yakın zamana dek San Bernardino’nun kalbi, etrafında
hızla akan trafikle birlikte bir park yeri olmaktan ibaretti.
İnsanları şehir merkezine çekmek amacıyla; çardaklar, yürüme yolları
ve oturma alanları ile çevrili çim kaplı bir meydan oluşturuldu.
Park çevresindeki yollara açılı park yerleri ilave
edilerek, ağaçlandırma yapılarak ve yaya geçitleri vurgulanarak trafik
yavaşlatıldı ve park, çevresindeki alanlarla daha ilişkili hale
getirildi.
Kaynak : Fred Kent, President, Project For Public Spaces
Kathy
Madden, Director, Urban Parks Institute
Great
Parks/Great Cities: Seattle, 1998, Urban Parks Institute regional
workshop