Küstüm otu
Küstüm otunun çok ilginç bir savunma sistemi vardır. Bu bitkinin
yapraklarına dokunulduğunda birkaç saniye içinde, sapla birlikte
yapraklarının gövdeye doğru yaslandığı görülecektir. Eğer bitkiyi
rahatsız eden etki devam ederse bu kez küstüm otu aşağıya doğru Ikinci
bir hareket yaparak gövdesinin üzerindeki sivri dikenleri ortaya
çıkarır. Bu da böcekleri kaçırmak için yeterlidir. Bitkideki bu
hareketi gerçekleştiren mekanizma elektrik akımlarıyla başlar. Bu akım
aynı insan vücudundaki sinirlerden geçen akım gibidir. Bitkinin
reaksiyonları bizde olduğu kadar hızlı değildir. Bununla birlikte
bitki özünü taşıyan kanallar aracılığıyla iletilen elektrik sinyalleri
30 santimetrelik mesafeyi bir-iki saniye içinde geçer. Isı ne kadar
yüksek olursa, reaksiyon o kadar hızlı olur. Her bir yaprağın dibi
(yaprağın sapıyla birleştiği yerde), oldukça şişkindir. Buradaki
hücreler sıvıyla doludur. Uyarı buraya ulaştığı zaman, yaprağın
dibindeki şişkinliğin alt yarısı aniden suyunu boşaltır ve aynı anda
diğer üst yarı, bu suyu kendi bünyesine alır. ve yaprak aşağıya doğru
düşer. Böylece uyarı saplar boyunca ilerlerken, yapraklar domino
taşları gibi teker teker, ardı ardına kapanır. Bu şekilde bir savunma
hareketinden sonra, bitkinin tekrar hücrelerini doldurup, yapraklarını
açabilmesi için 20 dakika gereklidir
Arum zambağı
Arum zambağı döllenmeye hazır hale gelince keskin kokulu bir amonyak
gazı (N) yaymaya başlar. Çiçeğin son derece ilginç bir yapısı
vardır. Polenlerinin bulunduğu bölüm, beyaz yapraklı yapının içinde
dip taraftadır ve dışarıdan görünmez. Bu yüzden sadece koku yaymak
böceklerin dikkatini çekmek için yeterli değildir. Polenler döllenmeye
hazır olduğunda zambak saldığı kokuyla birlikte çiçeğinin dışta kalan
bölümünü de ısıtır. İşte bu yalnızca aydınlık saatlerde ve bir gün
içerisinde gerçekleşen ısınma ve koku böcekler için çok çekicidir. Bu
ısı ve koku nasıl ortaya çıkıyor sorusunu cevabını bulmaya çalışan
bilim adamları bitkinin metabolizmasında gerçekleşen hızlanma
sonucunda ortaya özel bir asit çıktığını bulmuşlardır
Glutanamik asit denen bu maddenin kimyasal yollarla parçalanması
sonucunda çiçeğin yaydığı ısı ve koku oluşur. Bu sayede böcekler
çiçeğe gelirler. Ne var ki böcekler için bu yeterli değildir çünkü
arum zambağının polen tozları dipte kapalı torbacıklarda bulunur.
Çiçek buna da hazırlıklıdır. Yağlı olan dış yüzeyi sebebiyle gelen
böcekler kayarak aşağı çiçeğin içine düşerler ve bir daha da kaygan
duvarlardan yukarı tırmanamazlar.Bulundukları bölümde çiçeğin dişi
organlarının ürettiği şekerli bir sıvı vardır. Ayrıca gece olunca
polenlerin kapalı olduğu torbacıklar da açılır ve böcekler bunlara
bulanırlar
Böcekler çiçeğin içinde bir gece kalırlar. Sabah olunca çiçeğin
üzerinde bulunan dikenler bükülerek böceklerin yukarı tırmanması için
merdiven işlevi görürler. Merdivenden tırmanan böcekler,
özgürlüklerine kavuşur kavuşmaz görevlerini yerine getirmek için
dölleyici polen yükleriyle birlikte başka bir zambağa giderler
Passiflore çiçeği
İlgi çekici bir güzellikte olan Passiflore çiçeği, yaprakları üzerinde
yer alan küçük iğneler sayesinde düşmanı olan tırtıllara karşı
koyabilmektedir. Bu iğneler, yumurtadan çıkan tırtılların en ufak bir
yer değiştirmesi halinde bedenlerine saplanır. Böylece, passiflore
çiçeği, bu tırtıllar henüz doğup ona zarar vermeden önlemini almış
olur.
Kardelenler
Çevremizdeki güzellikler bazen oldukça etkileyici biçimlerde
belirirler. Kışın kar örtüsünün altında donmuş bir şekilde korunan
kardelenler, baharda karların erimesi ile birlikte çiçek açarlar.
Karların içinden çıkan bu muazzam güzellik ve renk cümbüşü, Allah'ın
yaratışındaki kusursuzluğun ve ihtişamın örneklerinden yalnızca bir
tanesidir
Taş kaktüsü
Resimde görülen bu canlı kayalar gerçekte toprağın altında
gizlenmiş olan bir bitkinin etli yapraklarıdır. Çiçek açmadığı
zamanlarda bir kayadan farksız olan taş kaktüs bitkisi aslında gerçek
bir kaktüs değildir. Kayaya benzeyen görünüşü onun düşmanlarından çok
iyi bir şekilde korunmasını sağlar
Genlisia
Genlisianın tuzağı, hayvan bağırsağına benzer. Toprak altında
dallanmış olan yaprakları, içi boş borular şeklindedir. Topraktan
çekilen su bu borularda ilerler. Boruların uçlarındaki yarıklarda,
bitkinin içine doğru yönelmiş bir akıntı vardır. Bu akıntı, bitkinin
içinde su pompalayan tüycüklerden kaynaklanır. Su içindeki böcekler ve
diğer organizmalar, akıntı nedeniyle boruların uçlarındaki yarıklardan
içeri doğru sürüklenir. Bu sürüklenme boyunca geçtikleri her yer
uçları aşağıya bakan kalın ve sert tüylerle kaplıdır. Tüycükler de
birer sübap gibi iş görerek, böceği bitkinin içine doğru iten Ikinci
bir etki meydana getirirler. Kurban içerilere doğru ilerledikçe bir
dizi öldürücü sindirim beziyle karşı karşıya gelir. Sonunda da
Genlisianın besini olmaktan kurtulamaz
Kaynak : Bitkidünyası Derleme : Hakan Korgavuş - Peyzaj
Mimarı