|
|
 |
 |
|
Memedik Göleti
|
Memedik Göleti Van’ın 45, Erçek Gölünün ise 10 km. kuzeydoğusunda
bulunmaktadır. Göletin, Erçek Gölü’nün hemen kuzeydoğu kıyısında yer
alan Karagündüz Höyüğü’ne olan uzaklığı 8.5 km., Erken Demir Çağı’na
ait nekropollere uzaklığı ise 7 km.’dir. Bu ilginç göletin M.Ö. 9.
yüzyılın sonunda yapıldığı anlaşılmaktadır.
Gölette biriktirilen sular, doğudan batı yönüne doğru akan ve Erçek
Gölü’ne dökülen Memedik Çayı’ndan alınan bir kanal aracılığı ile
getirilmektedir. Göletin duvarı, arazinin biçimine göre batı ve
güney kısmını kapatmaktadır. Ancak yüzlerce yıldan beri kanal
suyunun taşımış olduğu kalın toprak tabakası hem göletin içini, hem
de duvarların üstünü kapatmıştır. Bu yüzden yaklaşık olarak yüz
yıldan beri göletin içi tarla olarak kullanılmaktadır. Duvarın
mevcut genişliği 5-9 m., yüksekliği de 1.5-2 m. arasında
değişmektedir. Göletin savağı güneybatıda yer almaktadır. Toprak ile
kapanan savaktan su akıtmak için halk tarafından sık sık kazının
yapıldığı anlaşılmaktadır. Kazılan kısımlarda, duvarlarda iri kalker
taşların kullanıldığı görülmektedir. Oysa yakın çevrede kalker
yataklarının olmadığını göz önüne alacak olursak, duvarlarda
kullanılan binlerce metreküp kalker taşın çok uzak yerlerden
taşınarak getirildiği anlaşılmaktadır. Gölet duvarının en ilginç
özelliği, 1 km. uzunluğunda olmasıdır. Gölet duvarı bu haliyle Doğu
Anadolu Bölgesi’nde bugüne değin bulunan Urartu sulama tesislerinin
en uzun duvarını oluşturmaktadır.
Bundan sonra 342 metrelik duvar
uzunluğuyla Sıhke Göleti gelmektedir. Bu kadar uzun ve sağlam
duvarlar, Urartu su mühendisliğinin ne denli geliştiğini de
göstermektedir. Memedik Göleti’nin yapılmasının en büyük amacı,
arazide derin bir yatak açan Memedik Çayı’nın kuzeyde sulayamadığı
verimli topraklarda yapılan tarım ve sebze bahçelerinin su
gereksinmesini karşılamak içindir. Batı ve güneybatı yönüne doğru
akıtılan sular, Erçek Gölü’ne değin uzanan yaklaşık 8 km.
uzunluğundaki toprakları sulamaktadır. İlginçtir ki Memedik Göleti
işlevini yitirdikten sonra, bu verimli topraklarda yapılan tarımsal
etkinliklerin su gereksinmesini karşılamak için zorunlu olarak
Betondan yeni bir kanal yapılmıştır. Bu kanal da suyunu yine Memedik
Çayı’ndan almaktadır. Duvarları bozulmadan olduğu gibi kalan Memedik
Göleti, günümüzde bile hayranlıkla izlenmektedir.
Menua, Semiramis, Şamram kanalı
Anadolu ve Dünya su mühendisliğinin bir harikası olan
51 km. uzunluğundaki Menua Sulama Kanalı, aynı zamanda 2800 yıllık
ölümsüz bir aşk efsanesini de siimgelemektedir. Kanalın çevresinde
Kral Menua (M.Ö. 810-786) tarafından eşi Tariria için bugünkü Kadem
Bastı mevkiinde yapay teraslar halinde yaptırılan asma bahçeleri,
Assur Kraliçesi Semiramis’in Dünya’nın 7 harikasından biri sayılan
asma bahçeleriyle özdeşleştirilerek efsaneleştirilmiştir
Halk tarafından bir aşk öyküsüyle efsaneleştirilerek
Semiramis/Şamram adını alan bu ünlü sulama kanalı, kuşaktan kuşağa
aktarılarak günümüze değin ulaşmıştır. Öyle ki Şamram Kanalı,
günümüzde sevilerek söylenen halk türkülerinde bile “Edremit Van’a
bakar, içinden Şamram akar” dizeleriyle yaşamaya devam etmektedir.
Van’ın kuş uçumu 50 km. güneyinde yer alan Gürpınar (Havasor)
Ovası’ndan Urartu Krallığı’nın başkentinin bulunduğu Van Ovasına
tatlı su getiren Menua Kanalı, aynı zamanda geçtiği yerlerde yapılan
tarıma hayat vermektedir. Ortalama 2.5 m3. su
taşıyan Menua Kanalı’nın Van Ovası’na taşımış olduğu su kapasitesi
75 milyon metreküpten fazladır. Kanal boyunca yaklaşık 5000
hektardan fazla arazi sulanmaktadır. Yapıldığı tarihten günümüze
kadar 2800 yıldan beri kesintisiz olarak çalışan böylesine ölümsüz
bir sulama kanalının benzerine şimdiye kadar Anadolu ve Dünya’da
rastlanılmamıştır.
Gürpınar ilçesinin 6 km. güneybatısında ve Yukarı
Kaymaz (Mecingir) köyünün 1 km. güneydoğusunda büyük bir su kaynağı
bulunmaktadır. Halk tarafından Semiramis/Şamram Kaynağı olarak
adlandırılan kaynak, taşıdığı su potansiyeli açısından Van
Bölgesi’nin en büyük su kaynağını oluşturmaktadır. 37-38 m.
çapındaki bir alandan fışkıran kaynak suyu, saniyede 6-10 m3.
arasında değişmektedir. Kaynaktan çıkan su önce toprak bir kanalın
içinde kuzey yönüne sevk edilerek, doğudan batı yönüne doğru akan
Hoşap Çayı üzerinden bir aşırtma kemeri (aqudekt) ile geçirilmiştir.
Daha sonra kalkerden oluşan bir araziden geçirilen kanal, ortalama
3.5-4 m. genişliğinde ve 1.5-2 m. derinliğindedir. Kanalın büyük bir
kısmının kalkerden oluşan arazi içinden geçirildiği görülmektedir.
Zaten kanalın 2800 yıl boyunca bozulmadan varlığını korumasında ve
bölgede meydana gelen şiddetli depremlerden etkilenmemesinde,
kalkerden oluşan ana kaya içinden geçirilmesinin büyük etkisi
olmuştur. Kanal suyunu belirli seviyede akıtabilmek için, arazinin
elverişli olmayan çukur ve derin vadilerine yüksek destek duvarları
örülmüştür.
İri kalker taşlardan örülen destek duvarlarının üst
kısımları yıkılmasına karşın, duvarların Gülo Boğazı ve Kadem Bastı
mevkilerindeki yüksekliği 7-11 m.’ye ulaşmaktadır. Bindirme tekniği
ile yapılan duvarlardaki eğim oranı 4-9 m. arasında değişmektedir.
Kadem Bastı mevkiinde yapay olarak yapılan teraslardaki meyve
bahçeleri ve üzüm bağları, burayı gerçek anlamda bir cennete
çevirmiştir. Buradaki meyve bahçeleri ve asma bahçelerinin güzelliği
çağlar boyunca halkın dilinden düşmemiştir. Hatta günümüzde bile Van
Bölgesi’nin en güzel mesire yerini ve dinlenme tesislerini, Kadem
Bastı mevkii oluşturmaktadır. Kadem Bastı’daki destek duvarları
üzerindeki taşın biri üzerinde bulunan çivi yazıtında şunlar
okunmaktadır
Bu bağ Menua’nın eşi Tariria’nındır. Adı Tariria
bağıdır
Yazan:
Oktay Belli
|
 | |
|