|
|
 |
 |
|
Urartu Baraj ve Sulama |
Başkentliğini
Van Ovası’nda Tuşpa (bugünkü Van Kalesi) ve Rusahinili’nin
(bugünkü Toprakkale) yaptığı Urartu Krallığı, M.Ö.9.-6. yüzyıllar
arasında başta Doğu Anadolu olmak üzere, Transkafkasya ve Kuzeybatı
İran Bölgelerinde egemenliğini sürdürmüştür. Urartu Kralları
tarafından Doğu Anadolu Bölgesi’nde yaptırılan önemli imar
faaliyetleri, Eskiçağ’da bu bölgeye altın çağını yaşatmıştır.
Bunların başında baraj, gölet, ve sulama kanalları gelmektedir.
Sulama tesislerinin varlığını saptamak amacıyla yapmış olduğumuz
yüzey araştırması, 1987 yılından beri kesintisiz olarak devam
etmektedir. 13 yıl boyunca saptamış olduğumuz ve şimdilik sayıları
63’ü geçen baraj, gölet ve sulama kanalları, Urartu Krallığı’nın
çekirdeğini oluşturan Doğu Anadolu’yu bir “Barajlar Bölgesi”
durumuna getirmiştir. Öyle ki Anadolu ve Dünya’nın öteki coğrafi
bölgelerinde bu kadar çok barajın varlığına rastlanılmamaktadır.
Bundan da önemlisi, yaklaşık olarak 2700-2800 yıldan beri kesintisiz
olarak çalışan çok sayıdaki baraj, gölet ve sulama kanalının
benzerine, şimdiye kadar ne Anadolu, ne de Dünya’nın öteki
ülkelerinde rastlanılmaktadır. Bu yüzden Urartu Krallığı’nı Anadolu
ve Eski Önasya Dünyası’nın en büyük “Hidrolik Uygarlığı” olarak
adlandırmak yerinde olacaktır.
Bölgedeki ilk sulama tesislerinin Urartu Krallığı döneminde yapılmış
olması, Doğu Anadolu Bölgesi için bir dönüm noktası olmuştur. Bu
zamana değin Doğu Anadolu Bölgesi’ndeki toplulukların ekonomik
yaşamında hayvan besiciliği ön plan da iken, bundan sonra artık
tarımın ön plana geçtiğine tanık olmaktayız. Yani sulamaya dayanan
modern tarımın temelleri, ilk kez Urartu Krallığı tarafından
atılmıştır. Doğu Anadolu Bölgesi’nde yaptırılan çok sayıdaki baraj,
gölet ve sulama kanalları da, yapılan modern tarımın canlı kanıtını
oluşturmaktadır. Günümüzde bile büyük bir hayranlıkla izlenen Urartu
Krallığı’na ait baraj, gölet ve sulama kanalları, kendisinden sonra
Doğu Anadolu Bölgesi’nde kurulan uygarlıkların söylencelerine ve
türkülerine konu olmuştur. Çünkü ne Eskiçağ ve Ortaçağ’da, ne de
Yeniçağ’da hiçbir uygarlık Doğu Anadolu Bölgesi’nde Urartu
Krallığı’nın yapmış olduğu kadar baraj, gölet ve sulama kanalı inşa
etmiştir. Bugüne değin saptadığımız çok sayıdaki Urartu barajı, Doğu
Anadolu Bölgesi’nde ırmaklar üzerine yapılan modern barajların ilk
örneklerini yansıtmasının yanı sıra, 2800 yıllık baraj inşa
tekniğinin tarihsel gelişimini göstermesi açısından da, çok büyük
bir önem taşımaktadır.
Urartu Kralları’nın Doğu Anadolu Bölgesi’nde yaptırdıkları çok
sayıdaki baraj, gölet ve sulama kanalları, Eskiçağ’da Hitit ve Assur
Krallıkları’nın baraj ve sulama kanalı yapma geleneğini Pers,
Hellenistik, Bizans, Ortaçağ ve Osmanlı Devleti dönemine taşımıştır.
Yani Anadolu’da sulamaya dayalı modern tarım kültürünün
yaygınlaşmasında ve baraj yapma geleneğinin gelişmesinde, Urartu
Uygarlığı çok önemli bir köprü görevini üstlenmiştir. Günümüzde Doğu
Anadolu Bölgesi’nde Fırat ve Dicle ırmakları üzerine yaptırılan
modern barajların ilk örneklerini, 2700 yıl önce Urartu Kralları
tarafından küçük çay ve dereler üzerine kurulan barajlar
oluşturmaktadır
Doğu
Anadolu Bölgesi’nin en zengin su kaynaklarından birini de, Van
Ovası’nın doğusunu yarım ay şeklinde çevreleyen 3200 m.
yüksekliğindeki Erek Dağı oluşturmaktadır. Urartu Krallığı döneminde
Erek Dağı ve eteklerindeki su kaynakları üzerinde toplam 14 adet
gölet ve baraj yapılmıştır. Yapılan gölet ve barajların hemen hepsi,
Erek Dağı’nın batısından Van Gölü’ne kadar eğimli bir şekilde uzanan
yaklaşık 150 km² genişliğindeki Van Ovası’nda yapılan tarımın su
gereksinmesini karşılamaktadır. Van Ovası oldukça verimli topraklara
sahip olmasına karşın, su yönünden fakirdir. Yapılan barajların en
eskisini, Urartu Krallığı’nın kurulmasından önceki döneme ait
Bakraçlı ve Harabe Barajları oluşturmaktadır. Bakraçlı Barajı tahrip
edilmesine karşın, Harabe Barajının 1.5-2 m. yüksekliğindeki
duvarları yıkılmadan günümüze değin özgün biçimini korumuştur. 30x30
cm. büyüklüğündeki savağı, bugüne değin bulunan baraj savaklarının
en küçük örneğini oluşturmaktadır. Yalnızca baraj alanının içi
toprak ile dolduğu için, son 80 yıldan beri tarla olarak
kullanılmaktadır. 1 km. güneyinde bulunan Yoncatepe Kalesi ve
nekropolleriyle birlikte Erken Demir Çağı’na tarihlenen Harabe
Barajı, Urartu Barajlarının ilk prototipini yansıttığı için çok
büyük bir önem taşımaktadır.
Zivistan Köyü yakınlarındaki Azab
Göleti, Kral İşpuini (M.Ö.830-810) döneminde kurulmuştur ve Urartu
göletlerinin bilinen ilk örneğini yansıtmaktadır. Kevenli ve Yukarı
Ömer Gölü, Aşağı Ömer Gölü, Kilise Gölü ve Kadim Barajları, Urartu
Kralı Menua (M.Ö.810-786) döneminde yapılmıştır. Rusa (Keşiş Göl) ve
Köşebaşı Barajları ile Yakup, Kurubaş ve Sıhke Göletleri de, Kral II.Rusa
(M.Ö.685-645) döneminde yapılmıştır. Hatta yapılan baraj ve göletler
Van Ovası’nın güney bölümünün su gereksinmesini karşılayamadığı
için, Gürpınar Ovası’ndan Van Ovası’nın güneyindeki topraklarda
bulunan meyve ve sebze bahçelerinin su gereksinmesini
karşılayabilmek için 51 km. uzunluğunda olan ünlü Menua (Semiramis/Şamram)
Kanalı yapılmıştır. Doğu Anadolu Bölgesi’ndeki diğer su kaynakları
üzerinde birbiriyle bağıntılı olarak bu kadar çok sulama tesisinin
yapılmadığı görülmektedir.
Doğu
Anadolu Bölgesi’ni diğer bölgelerden ayıran en önemli coğrafi
özelliği, bölgenin deniz seviyesinden oldukça yüksek ve dağlık
olmasıdır. Bu iki özellik bölgede yaşayan insanlar üzerinde hayvan
besiciliğinin tarımdan daha yaygın bir ekonomik kaynak olmasını
gerektirmişse de, Urartu Kralları’nın yaptırmış oldukları sulama
tesisleri sayesinde tarım ön plana geçmiştir. Baraj, gölet ve sulama
kanallarından alınan sular, küçük ova ve vadilerde yapılan tarıma
hayat vermiştir . Ayrıca sulama kanallarının yardımıyla arazi
cennete dönüştürülmüştür. Birçok Urartu kalesinde yapılan kazıda
ortaya çıkarılan ve her biri 1000 litre yiyecek ve içecek alan
yüzlerce büyük küp, yapılan tarımın ne denli modern ve geniş
kapsamlı olduğunu göstermektedir. Urartular’ın elde ettikleri tarım
ürünleri arasında arpa, buğday, kızılca (kılçıklı) buğday, darı,
çavdar, bezelye, nohut, bakla, mercimek ve susam yağı
bulunmaktadır. Ancak üzüm bağlarından elde edilen üzümlerden yapılar
şaraplar, depolarda çok büyük bir yer tutmaktaydı.
Urartu
Krallığı’nın M.Ö.6. yüzyılın başlarında İskitler tarafından
yıkılmasından sonra, baraj, gölet ve sulama kanalları Doğu Anadolu
Bölgesi’ne gelip yerleşen Ermeniler tarafından olduğu gibi
kullanılmaya başlanmıştır. Sulama kanallarının yardımıyla elde
edilen tarım ürünlerinin türleri ve benzer yöntemlerle depolandığı
konusunda Grek tarihçileri ilginç bilgiler vermektedir. Örneğin
tarihin babası sayılan Herodotos, Doğu Anadolu Bölgesi’ndeki üzüm
bağlarından elde edilen kaliteli şarabın güneyde Basil kenti
pazarlarında satıldığını yazmaktadır. M.Ö. 400 yılında ise
Xenophon’un Doğu Anadolu Bölgesi’ndeki köy konutlarının depolarında
biriktirilen şarap, susam yağı ve diğer tarım ürünlerinin türleri
konusunda verdiği bilgi, Urartu kalelerinin depolarında ortaya
çıkarılan tarım ürünlerinin benzerini oluşturmaktadır.
Yazan:
Oktay Belli
|
 | |
|